Bir gurbet acısıdır bu ...
Kanata kanata yaramı ,
Ağlayamadığın okyanusları
Biriktiren maviliklerim de .
Bir gurbet sancısıdır bu.
Canımı yakan kavuran...
İçim de kalan son hatıraların ateşi bu
Sen Git yangının kalsın kalbim de yalnız .
Sessiz bir vedanın çığlıkları gözlerimden uykuyu alan
Sen Git gecelerimin siyahi maviye çalmadan.
Bir şarkı kaldı dudaklarım da sensiz
Bir sigara dumanı boğar nefeslerimi
çaresizliğin kış uykusu nedir bilir misin?
Vurulan benim ,
neden göğsümde sen ölüyorsun ?
Güneş batıdan dogmuşsa bugün ,
Bugün alacakaranlık kuyulara gözden düşüyorsan
Sen Yusuf olmazsın gülüm.
Ve sen gelmedin...
Kaç bin yıllık okyanus birikti gözlerim de
Dokunma sen bile durduramazsın,
Hasret denilen meret duyguyu,
Başıma musallat edeliden beri
Kavgam var herkesle
Yağmalanmış bir insanlık bizimkisi
Bir zorbalığın balyozun da eziliyor çocuk düşleri
Yağmalanmış bir vicdan bizimkisi
Kırıntılarına bastığın ümitlerin bereketi bitti.
Bir coğrafya da kandan yağmurlar yağıyor.
Bir mescidin minaresin de feryad göğe asılı kalmış
Kucakladım dünyayı,
Voltasındayız güneşin kıkbirinci turunda,
Yalın ayak baldırı çıplak bir çocuk,
Mısır püskülünden ,
saç yapmıştı bir vakit bebeklerine,
Zorbalığa kafa tutmuşluğum var benim,
Bana sensiz kalmayı öğretme...
sevdamı içime atmayı,
Ölümü bile kâale almamayı...
Arkamı dönüp yoluma bakmayı öğretme...
Bana susmayı,
Varken yok olmayı,
Bir yağmurun sesin de kaç nota var azizim
nihavent ,gülîzar,hicaz belki bir türkü söylenir
Bir yağmurun damlasına kaç mısra şiir yazılır azizim.
Vuslata ,hasrete, özleme dair.
Nuh'un gemisi yanaşsa usulca bir yamaca,
Alıp götürse bir dağ başı yalnızlığına ikimizi.
Bir sen sussan,bir ben.
Bir kelebek konsa,
Işıklarına günbatımının.
Bir sen umut etsen bir ben.
Dur,düşün ve yalnızca sev.
Son kalıntısı,
ete kemiğe bürünmüş gönül sancısının.
Ben insanın nâmerdinden korkardım
Lâkin,
Yapmacık bir zekanın,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!