Sen uyuyordun,
Bu şehre yağmurlar yağıyordu,
Hangi bulut,
nerde doldurdu zulasını bilmem,
Ankara 'ya
Gitmek degil Kalmak zor sevdiceğim ,
Giden yol alır mekan ve zamandan
Kalan kurur bir kum saatinin içerisin de ,
Kalbi kırık kelebekler kozasın da yaşlanir sevdiceğim,,
Ayrılığı yaşayanların mezarı göğe kadar,
maviden çalar rengini akşamın kızıllığı,
Güneşi peydâ ederken kızıl gök ,
Kuşlar kanatlarını çırparken bir lokma ekmeğe,
Bir hıdırellez kokusu şarmışken havayı,
Döşeğin den uyanırken yeni yetme çocuklar,
Gözünden yeni bir umut akarken,
Tükenir elbet ,
Gök yarılsa da yağmur tükenir.
kul.ölünce güneş solar yıldız kayar ay tükenir.
Kış gelince bahar,
bahar gider kış tükenir...
Kalem bitince harf,
Bir ilkbaharın son istasyonu beklediğim...
Kirpiklerim de taşıdığım son yağmur damlaları.
Son kapının eşiğinden geçen son umudum...
Bir Alevi harlayan son nefeslerimde
Bir büyülü duman.
Bir tüksünün sen kokan son demleri.
Bir yağmurun sesin de kaç nota var azizim
nihavent ,gülîzar,hicaz belki bir türkü söylenir
Bir yağmurun damlasına kaç mısra şiir yazılır azizim.
Vuslata ,hasrete, özleme dair.
Kalbimin gönül değmemiş yerini en kıymetlime sakladım ben ...
Vuslatın baharını
Sabırla bekledim ....
Suküt'ün tılsımını sürdüm kelimelere.
Gözler ,
gözlere göç edince,
Bir söz ,
bir ömre yetince,
Bir düş,
ete kemiğe bürününce ,
Tanrı'ya yeni sözler verdim.
O yine sustu.
Susmak, tanrıca konuşmaktır sanıyorum.
Bütün desteleri katıp karıştırıp.
Yenilerini yeni bir kadere açıyorum.
Biliyorum,
Bu şehrin çocukları yorgun aşıklara benzer
Bir aziz gerekli Ankara'ya şimdi
Söylenmemiş bir Muştu bırakmalı her geceye
Duvar yazıları olmalı sokakların da ,
Hayata kafa tutmuş devrimciler dökülmeli
herbir köşeye yiıldızlar gibi .




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!