Kerahat vakti girdi sensizliğin,
Gönlümün mabedin de kaç niyet bozdu itirafım.
Oysa ne kadar çok kalbim de azlığın.
özlemin bir silah,
Bir kurşun sana, bir kurşun bana,
Gülerken öldüren ecel senmisin ?
Sen geleceksin diye
İki umut dervişi bekler eşiğim de .
Aynalar hep doğruyu söyler sevdiğim
Gözlerine baktığında kavuşmayı düşleyen
Bir çift okyanusun fermanı yazar
Göge kanatlanıp yükselir
Camdan bir kalbi sol yanıma birakan tanrı!
Ben
bir peygamber duâsında öğrendim sevdayı.
Bu yüzden adanmışca teslimiyetim ,
Bir derviş sabrıyla,
Bir azizin müjdesi gibi yaşamak.
Düştü bağrına hırçın bir yağmur.
Meyveye durmadan soldu çiçek dalın da...
Avlusun da bir mâbedin,
Müstâkil şiirlerim var askı da,
gönlü kırık olan başını öne eğmeden alsın.
Hayal fakiri bir zerdüşt zikri çeker kaldırımlar.
Renkler de ölür birgün...
Ne tebessüm kalır ,ne umuda dair.
Bir renk...
Yüzler soluk ,sokaklar soluk şehirler soluk....
Ne denizin ne göğün mavisi ...
Ne yaprağın ne çimenin yeşili....
Sustu sesim ,avazım sustu.
Kırıldı aynalar, güzelliğini yitirdi iki ceylan göz.
Küçük kıyametim koptu
Kasım da bir şafak vakti.
Ne dil söyler ,ne gönül.
Gözyaşım okyanus oldu.
Ateşi ateşle söndürür bir abdâl,
Gözünün pınarına bağdaş kurmuş hüznü,
Tuzu katık eder yaşına.
Buralar genzi yakan gurbet kokarken,
Topla sevgini servetini.
Beşinci mevsim geldi.
Ve sonra sustum...
Kalbime bir kıyametin tohumu düştü...
Avazım çıkana kadar bağırmak isterdim oysa.
Bir erdem hırkası üzerimdeydi
Ve yine sustum...
Kırıldığım yer de bir Kabe yıkıldı.
Beni bende hiç eden kâdim sır nedir?
Kalbini kalbime ulaştırmayan
Sur kapıları açılsın artık.
Bir dilek tutttum, bir niyet ettim.
Bin hâyır dileye dileye
Gözlerin de yokolmaya geldim.
Çarkı kırıldı saatlerin,
Öfke Eylül'ün sırtın da ,
Bir kambur ,
Hangi düşün elinden tutup gitsem.
Artık götürmez beni,
Koca söğüdün altında ki eski hayale.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!