Mustafa Yılmaz 4 Şiirleri - Şair Mustafa ...

Mustafa Yılmaz 4

Senin yoksun, olacağını da hiç düşlemedim, sadece senle kalabalıklaştığım zamanları özlemişim ki hissettiğim bu duygu düşürdü tüm öfkemi son deniz suyunun durduğu kıyılığına…
Zaman sevgili zamanı, çok şeyi alt üst etmiş, bir zamanlar gözlerine bakarken yorulduğum sen, şimdilere öfke çarpmasındaki yaşamımın içinde kalmamdır hayatımın zamanlarını dağıtan…
Sensizlik bir küskünlüktü yaşama, bir boyun eğmeydi düşüncelere, bir öfkeydi ıssızlaşmış düşlerle yaşamın son karelerine, unutmaktı sevgili sesini, bakınmaktı geçmiş yılların ardına, oysa en büyük öfkeydi sen varlığının çaresizliklerine ve küsmeydi geçen zamandaki zavallılaşmış düşüncelerimle sana olan öfkelerin limiti aşmasına…

Yolculuk zamanı geldiğinde herkes her zaman birbirine veda edemezdi…
Ama gerçek yaşamda nerede ve hangi şartlarla nefes alıyoruz?

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Belki de yıllarımızın pişmanlığıydı "ben seni gerçekten sevdim" dediğimizdekinden sonraki yaşam...
Aslında zamandı sevdiğimizden ziyade gerçekleri yüzümüze savuran...
İçinde yaşadığımız anlardı savrulduğumuz yıllar sonrasında dahi sebebini bilemediğimiz...
Ama nefes almalar devam ettikçe bu yanılgılarımızda devam edecekti şüphesiz, sadece yüreğimizin unu kabullenip, yaşamın girdaplarında kaybolmaması gerekti bedenimizin...

Terk edilmesi arzu edilen korkulu düşler gibiydi arkada kalan yaşamdaki zaman…

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Kim bilir sen kaçıncı uykundasın, tan şafağı sökmeye yüz tutmuşken, bense rüyadan rüyaya sanki çelik çomak oynarcasına atlayıp duruyorum…
Neyse sabahın tanında bitmek üzere olan rüya sonrasında belki bakışlarımız bir gün ışığı yememiş yıldızda birleşir…

Küçükayı yıldızı ile büyük ayı yıldızının kolları elbet o az sönük yıldızda birleşecektir…

Güneş tepeliklerden aşağıya salarken ışık demetlerini, geceden kalma ruhsal yorgunlukla kendime gülümsemem kıskanç bir sevinçle hissettim…

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Onlar kendilerine bir masal yazdılar.
Onlar kendileri için bir masal yazdılar, orada gülmeyi, gülüp geçmeyi geçtikten sonra hayata tutunmayı yazdılar. Yazdıkça kendilerini anlatır oldular, sonra ağlamayı, ağlamanın şiddetini, uzaklara uzayacak sesleri, seslerin cümlelerini yazdılar, sonra özlemeyi öğrenip onunla yaşamın acılanmalarını, güçsüz kalıp geceler boyu ağlamaları, ağlamaların acılanmalar sonrası hasreti, hasretin binlerce çok acılı deşinmelerini yazdılar…

Yazdıkça gülmeyi unuttular, sevmenin hecelerini duramayasıya tekrarlayıp, acılı günlerin içinde karartıları ile gülmeyi unuttuklarını yazdılar.
Sonra yazdıklarını okuyup yaşamın sevinçlerini unuttuklarını, gülüp güldürmenin faziletini unutarak yaşamın bir hiçliğini yazdılar.

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Belki benimdir, geçmişten gelen terlikler, dünya küçüktür seyyaha bakarsan, o gezer, o görür, o okur yazılmayanları, belki de hiç okuyan olamadı yazanları kim bilir ömrü ve gözleri yetmedi uzaklara bakmaya, zaman geldi sallandı kapı gıcırtıları ile zaman geldi bir cam kırığı toprağa battı, belki de bir gün bir terliksiz ayağa batacak, işte o zaman da sorulacak bu camı kim attı buraya diye, ardından Güneş yarım ışığını tepecek odaya kırık camları sekerek, ardından geçmiş çıkacak pat diye ansızın nerde bunların gözleri derken ve hak eden olacak yalnızlığı ile yalnızlık sonrası titremeleri, bir gün sahipsiz düşler karışacak anılarla yaşama, ve kimliği belirsizler çıkacak halay ederken geçmişten bu güne ve ardından küçük kız soracak bu güne değin nerelerde nefes aldınız diye cevap sadece okunamayan mezar taşlarında vardı oysa, geçmişe söz geçiremeyen...

Bir kapı, yamacında çengeli tutmaz bir dolap, bir yaşam, bir umut, yarınsızlık engel bir düşünce, uzaklar baş edilmez ağırlık ve gecenin sonu, tan uzaktan baka kalmış, içimde bir burukluk, bir yazgı ancak geçmişten gelen okuması gariplik, oysa yaşam yaşanmışlıklarla dolu ve sadece umut kapının önüne örtüsünü sermiş, ister uyu üzerinde ister bas geç sonsuzun ilk adımına, oysa yarın umutların çöktüğü sabahın tan beklentisinde, oysa yarın özlem yüklü dağlar bayıra serilmiş bir yarın avuçların ucunda sanki...

Sana doğru yürüyorum, bendeki her şey sana gidiyor, yaşam gidiyor, her şey gidiyor, ben de kalan tek şey düşler, düşler ötesi sen varlığını tetikleyen her anı, her düş karesi benle sana doğru gidiyor, belki de yaşam ve yaşama dahil çok şey senden yana ve benden sana doğru giden…
Zorluyorum yaşamı, zorlanıyorum yaşamda, kaç zamanın boşluğu bu olan, kaç düşünce öksüzü bu yaşamın son hali, birkaç cümle, birkaçı renk olmuş düşüncedeki sen varlığı ile…

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

.O karanlık odada, ışığı söndürerek, karartılan odada, seni daha çok severdim…

Çok sevmek ve çokluğun üstünde daha çok sevmek, duygu patlaması yaratırdı içimde… Sanki yılların kendi yalnızlığıma, küskünlüğümü o karartılmış odada duygularımı kontrol ederek, tekrar tekrar seni çok sevdiğimi düşünürdüm…
Ve hep haykırırdım bu ev, bu oda seni bana her daim çok sevdirirdi…

Aslında küçük bir odaydı…

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Gecenin, kendisini, sabahın ilk anlarına attığı zaman…
Karanlık kendi kendini yırtıyor, sahipsiz düşlerin başıboş çemberlerde döndüğü zamanın ilk pırıltılarını karşılayan güneşe yorgun gözlerim, artık hüzünden çıkmak üzere…

Geceye kendi kendine yorulmuş bakışlarımın ardına donuklaşan düşüncelerimin artık sahipsiz düşlere düştüğü zaman…

Uzaklaşan bir müzik, “ben yoruldum” cümlesine eklenen, diğer anlatımlarla, sanki eşlik ediyor demenin, dışında yarılıyor yüreğim…

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Yarın diyor geçmişten gelen sesler, yarın her günden farklı başka bir ayrılık şarkısı duyacaksın, içindeki tüm paslar silinecek, karanlık bir gece sonrası olacak bu tüm düşler...

Sahipsizliğimin acısını veya kimsesizliği bir gece yarısı sonrasında öğrenmişken, düşlerimiz o anlardan sonra düştü yolculuğa, sen her düşümün içindeki sahipsizlik hissi, sen her düşümün içindeki gölgen ile cam arkasından baktıkça gecenin geçinden, bilmez miydin o anlarda yüreğimin vurgun yediğini…

Bilmez miydin o anlardan sonra ayyuka düşerdi acılanmalarım, bilmez miydin daha önceki zamanlardan özlemin yanık kokusunu, bilmez miydin gecede kaybolan solukların toplandığı sonsuzluk yerini…

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Belki yaşamadan hissedip görmek belki de yaşandıktan sonra anıya düşmüş istektir ömre sığan düşler, oysa yaşam ne kadar acımasız vurur döşlerimize, onunla da yetinmez düşürür bizi çalı diplerine ki, sivri dikenleri düşer yüreğimizin döşüne... Yaşam bu olsa gerek, görmeden, yaşanmadan acılanmakla biten düşlerde var olmak.

Ve karanlık…
İçinde tarif edilemeyecek kadar özlem saklı.
Sadece bir düş gerekir tümünü tek tek izlemek için, beyinsel görüntü ile ama kapatamazsın gözlerini, hele sol kirpik hiç düşmez diğerinin yanına, kendi göz kapaklarına hükmedemediğin zamanın başlangıcıdır, ara ara gözlerin düşmeye çalışır üst kirpikler alt kirpiğin üstüne…
Ve çoğu zaman duraksar ürkek hareketlerdir kendi kendine açılıp kapanan göz kapakları sadece düşsel yorgunluktur zamana aldırmadan, içinde sakladığı özlemlerdir asıl baş ağrısı yapan bir de, bir de sanki birleşik öfkeler sıralanır art arda ve yorgunluk bedensel düşmelere uzak ki yığılırsın sanki kendi kendinin üstüne…

Devamını Oku
Mustafa Yılmaz 4

Tüm yorgunluklar sabaha vuruyor bel diplerimle ve akşamdan kalma düşlerin apansız art arda düşmesi başlıyor yorgun gözlerin diplerine ve ben hâlâ gün sonu düşüncelerinin peşinde hayatımı kurma çabasındayım,
Karmakarışım yaşam sonrası bu düşüncelerin çıkmazlarında yürümek…
Kaç saattir yürüyorum gece sonuna doğru, kaç saattir düşler kuruyorum yaşama dahil, kaybedilmiş tüm zamanların içinde sanki bozguna uğramış bir benlikle kendime hükmetmeye çalışıyorum…

Sanki yaşamımın tüm kuralları dağılmış ve allak bullak olmuştu yaşama dair güvenim…
Korkular içinde geçen bunca nefes almaların ardına saklanan boğucu anıların düşünceleri, bireysel olarak benliğimdeki tahripleri dağıttığı kurallarımın ardında beni soyut bir zaman tüneline soktukça sanki tek başınalıkla verilen bir yaşam savaşı ile baş etmeye çalışan bir bedenin dağılmak üzere olan yapısına her an müdahale eden çaresizliklerle dağınık bir savaş kurma anlarındaydım sanki…

Devamını Oku