Mürşidi cananım olunca şahit,
Tevhit dergâhıdır, cismimle canım.
Gönül semasında, parladı Nahit,
Cevrine konaktır, safadır han’ım.
Ervahı âlemde, vermişim ahit,
Bir gönülün adı varda, kendi nasıl, nerede?
Rütbesi yok nişanı yok, O nişandan biline.
İkametgâh adresleri, saymak ile bitmiyor,
Yerde gökte mekânı yok, O mekândan biline.
Beynimin kıvrımları, beni sana bağlayan,
Dimağımdan alıyor, azalarım emir’i,
Aralıksız her mevsim, yüreğimde çağlayan,
Lavların şelalesi, damarlarım nehir’i.
Turu-Sina dağında, görmek ile oluşup,
Mukallit efendi, papağan beyi,
Ömrünü geçirdin, üç beş laf ile.
Kendini kandırdın, müminim deyi,
Müslüman uğraşmaz, onca gaf ile.
Cem nedir bilmeden, cemaat derken,
Yaralı biz derse, şirk mi? efendim.
Allah’ta biz diyor, Muhammed’de biz,
Dedi mi ki? yoktur eşim menendim,
Yanan yakılanla, mürekkep deniz,
Oksijen, hidrojen, birleşince su,
Bana ilham veren, burhanı ozan,
Ne yazık ki madde, arayı bozan,
Bağımız virandır, bahçemiz hozan,
-Şıra kaynatana sözüm yok benim.
-Bahçelerim bağım, üzüm yok benim,
Bu güne tek türlü yolda,
Dolandıysam ne oldu ki?
Yiyip içip sağda solda,
Sulandıysam ne oldu ki?
Ateş hava, toprak, suya,
Bilen varsa dostlar, lütfen söylesin,
Bir kâmil mürşidi, nerde bulayım?
Allah’ın aşkına gönlüm eğlesin,
Çareyse, çaresiz derde bulayım.
Rütbesi nişanı izi ne ola?
Zor işler kolay,
Bayramlık olay.
Gönüller saray,
Neden olmasın?
Yer yüzü mâbet,
Yıllar yılı bir dost bulup gönlümü,
Açamadım, açılmıyor nedense?
Adamışım bir güzele ömrümü,
Kaçamadım, kaçılmıyor nedense?
Solum yangın, sağımdadır zemheri,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!