Bana hayat verir, içteki mezar,
Mermerle katlısı öldürür beni.
Dışına çıkarsam menzilim uzar,
Yolların çatlısı öldürür beni.
Tabipler kalbimi şoklasa bile
Resulün yanında dört sadık insan,
Ali, Osman, Ömer, Ebubekir var.
Allah’ın keremi, ne büyük ihsan,
Burada beşere vasfı kebir var.
Ebubekir gibi sadakat nerde?
Aşkın gönül sahrasında,
Çöl olurda, sam olmaz mı?
Mecnunların sofrasında,
Acı keder, gam olmaz mı?
Eğrildiğim, düzlendiğim,
O KİMDİR?
Deme ki nasıl? Neden?
Her an bir iş yapandır O.
Bir yüzden tecelli eden,
Diğer yüzden bakandır O.
Cümle mahlûkatla alâka kur da,
Rabbinden ilk gelen, fermanı oku.
Ve onun adıyla; Cebel-i nurda,
Kâinat denilen harmanı oku.
Yaratan; Hayata mührünü kazmış,
“Oku” diyor amma, o ulvi kitap,
Okuma özürüm var, yazmak kusurum.
Canıma işliyor, o özlü hitap,
Okutan olmazsa, nasıl okurum?
“Oku” dedi amma, kastı ne idi?
Okunası kitap, insanın kendi,
Bir harfinde nice umman gizlidir.
Ona “En şerefli mahlûktur” dendi,
Her bir hücresinde ferman gizlidir.
Emri İlahiyle yoktan gelinmiş,
Günler, aylar, yıllar, olmadan gaye,
Sadece bir an'ı, bilsek derince.
'Bir nefeslik an, sonsuz sermaye,
Doğru harcanırsa, yerli yerince.
Dün, yarın diyerek, günler saymasak,
Nerededir? Ya Rab kutup,
Buldur benim valim ettir.
Ellerinden aşkla tutup,
İlmi ledün talim ettir.
Köz köz olsam için için,
Hayvan iken hayvan, diyor ki bana,
Başı giden bensem, bundan sana ne?
Hakka kurban isem, ne oldu sana?
Allah’a verdiğim, candan sana ne?
Pazarda görünce, şöyle bir süzdün,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!