Damalardan dama çıkmış,
Havalardan inmez yere.
Şamatayla gönül yıkmış,
Şahit oldum birçok kere.
Artık ona her yol mubah,
Kim bilir içimi, ne halde, nasıl,
Hangi cehennemde, hangi cennette.
Çıldırtmak üzere eyyamı fasıl,
Fikrim firar etti, aklım cinnette.
Bir işin ucundan tutamaz elim,
Baş ağrısı, bitmiyordu,
Beynimdeki ur’muş gibi.
Ayaklarım gitmiyordu,
Dört bir yanım sur’muş gibi.
Islah olmaz derken huyum,
Kolları dünyayı saran insanlar,
Fakir fukaraya, neden uzanmaz?
Binlerce canlara, kıyan vicdanlar,
Yüzleri kızarıp neden utanmaz?
Çağdaşlık adına, savaşlar vahşet,
Ey gönül cömertlik, ikramdan yana,
İyiyi kötüden süzmesini bil.
Çaresizin hali yansırsa sana,
Onun iç yüzünü sezmesini bil.
Yokuşları geçip, dağları yarıp,
Aklım fikrim çukurda, beynim sıfır rakımda,
Hayatım baştanbaşa, çözülmez bir kör düğüm.
Bedenim hasta şimdi, her tarafım bakımda,
Bütün renkler silindi, gönül bahçem gördüğüm,
Derinden bir sessizlik, tam da alın şakımda.
Her eşyanın, kabzasında bulunduğu kimsedir,
Madde ile manada, olan cümle cinsedir.
El-Kâbız dürdüğünde, hiç kimse engel olmaz,
Onu saçıp yayarsa, hiçbir ihtiyaç kalmaz.
Hiçbir büyük ölçünün, kavraması imkânsız,
Kibriya örtüsüyle, tek benzeri olansız.
“Yerlerde ve göklerde, büyüklenme onundur”
Emrine ram olarak, tazim ise kulundur.
“Bilinmek’lik sevgisi” halk etmeye nedendir,
Bizatihi kendinden, her şeyi var edendir.
Asla atıl durmayan, devamlı aktif olan,
Takdirle tasarlayıp, eskimez sistem koyan.
Yarattığı her şeyin gıda sistemlerini,
Beslenme tarzlarını, beden istemlerini.
Buna göre rızkını, düzenle tanzim eden,
Kıvamında tavında, belli ölçüyle veren.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!