Henüz çok küçüktüm
Her nedense evimizden biraz uzaklaşmıştım
Merak için de ve bir korkunun arefesinde bakınıyordum
Hiç kimseye söz etmeden
Kendi halimde nefeslere refakat ederken
Ey yağmur damlası ne anlatırsın bana
Biliyorsun ki kanamadım halimi bırakmayan hicrana
Hasretim olan namütenahi sevdaya ve kalbimi hüzne açan girdaba
Ne söyleye bilirim ki şimdi ben sana, sen kanatlandın uçuyorsun sürurla
Ruhumun sızılarıyla baş başa
Ve kalbimin hicranıyla kaldım yalnız başıma
Her ne kadar umudun solgunluk içinde halimi yorsa da
Bir kez kalbinde misafir olayım
Yalnızlığımdan kurtularak hasretini unutayım
Eğer sen
Gıyabımda kızıyorsan
Şikayetleniyor, açılıyorsan
Derdine bir yarende arıyorsan
O zaman bir düşün, seviyor musun
Sevginin ve şefkatin
Halin sabrında olgunlaşan kanaatin ve naif zerafetin
Edebin en tabii dilinin, ruhi ve akli yetilerin, vicdani hassasiyetin vecdinden
Uzaklaşmak, hırçın mizacın sahibi bulunmak,marifet olana değil, acziyetle yol bulmak nefsidir
Nasıl bir
Çaresizliğe gark ettin ki
Melalim sefilliğin hüznünde ağlar
Ne kadar
Aransam gelmez şu bahar
Mezarlıkta
Yürüyorum ve hissiyatımı
Kaplayan bir hüzünle etrafıma bakıyorum
Can’ı
Dikili sütunlar,
Sazlardan tambur,
Kıdemli bir sazdır.
Mızrap her dokunuşunda,
Mutlaka bir dinleyici bulur.
Bu sazın ahengine vakıf olanlar,
Dağarcığında yelpazelenen,
Mızrap
Öyle vuruyor ki,
Ta derinlerdekini uyandırıyor,
Kabuk
Tutan yarayı ayırıyor,
Gözlük takıyordu, şeker hastalığını, bir lütuf sayıyordu.
Derdi kim verdi ki, kime şikayet edelim diyordu.
Güzel ve kıraatine uygun okunan Kur’an ayetlerini dinleyince, çok etkileniyordu ve gözlerinden yaş boşalıyordu.
Bu mübarek insan, okunan ayetin hemen bitiminde.
Ayetin nüzul sebebini ve anlamını açıklıyordu.
Ve böylece dinleyenleri aydınlatıyordu.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!