Elbette ki ne kadar bilirsek
Neyi idrakimiz muvacehesince okur ve anlarsak
Lafazanlığa bulaşmadan nefesin azizliğinde mutabıksak korkma
Hiçbir asabiyet bulunmaz, gönül iklimini soldurmak için yaşanmaz, aşk kokmaz
Arz ve nebatat, hayvanat
Bir akşam
Sessizliğinde
Yağmurun hırçınlığı
O kadar
Barizdi ki atık
Senin
Haklılığın karşısında
Halimde söyleyecek hiçbir söz bulamıyorum
Biliyorum
Sevmiştim bir kere mana derinliğini
Mest ediyordu işleyerek halden içeri
Nutkum kesildi şevkim devrana girdi
Öğüttü sanki bir değirmen emsaliydi
Tutamadım kendimi serdettim halimi
Ne gün geçiyor ve ne de umutlar tükeniyor
Heran ufuklar bir bir ruhumu kuşatarak sineme şevki nihal ilave ediyor
Düşlerim mecalsiz kalıyor, yıllar bir bir yalnızlığıma alay ederek gülüp geçiyor
Arzularım soluyor, susuzluk ne büyük bir sızıymış nehrin kenarında aciz bırakıyor
Ne kadar
Meşgul olursam olayım
Duyduğum bir ilahi davet mesh ediyor
Duruyorum
Arkama yaslanarak
Ne hazindir ki bazı kimseler mukallitliği hala bir telakki zannetmekteler.
Mefkûre hazzına vakıf olmadıkları sürece bu illet hastalık
onları yalnız bırakmayacaklardır.
Hala zannın “ön” takısıyla sefih bir hal ile yaşamaktalar.
Ne kadar hazinmiş
Nefeslerin kifayet etmediği bir gerçekmiş
Kalbi muhabbet olunca, sevgi kalbe dolunca çare tükenmezmiş
Bilmem ki kaç kez adımlamıştık
Devri âlem içinde zamana umutla bırakmıştık
Yar...
Nerede bir garip görsen
Mahzun nazarlarını kaçırdığını fark etsen
Öteler adına sabır ve kanaatini keşfetsen ve dinlesen
Gün yüzüne çıkmak isteyen umutlarını bir tutam gül olarak ufka göndersen
O an onun sinei sevinç ve coşkusunu tebessüm ederek seyretsen, ecirle gününü geçirsen
Yarım asra yakın bir vakit geçti
Sanki sinemde düğümlenmiş bir feryad misaliydi
Kuşku ve kaygılarım ne kadar ağır geldi
Günyüzüne hasret muradım nerdeydi
Hangi umuda bel bağlasam serdi
Sessiz çığlık ibretiyle titretirdi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!