Belki çok geç kaldım
Ve beklide sessizliğin içtenliğine sarıldım
Kim bilir yıllara sari uykusuzluğu bir marifetle kuşandım
Ne felsefenin nefesiyim
Ve ne de dervişliğin mümtaz bir neferiyim
Evet, siyasetin adavetsiz,
Bulunduğu bir ortamda,
Hollanda kraliçesi,
Şehrimize teşrif ederek,
Hiç değilse, bir nostalji,
Yaşamamıza, vesile oldular.
Ne zaman suskun kalsam
İçime dert olanların hicranını bir bir aralasam
Ne kadar haksızlık varsa hiç susmasam, gönül lisanımla feda olsam
Korkunun zerresini menfaatim için asla taşımasam, ruhumun sahibi için ağlasam
Damla
Damla akan
Mübarek kanlarımız
Bir gül
Yaprağı misali
Bilmem ki nasıl yanayım
Lal olan bir halin lehçesinde perişanlık mı yaşayayım
Derdi gamımı kime anlatayım, ruhumun figanını ummanın arzına sunayım
Dağların vakarıyla kalbimde bir serinlik süruru bularak yadımı göz yaşlarımla anayım
Her geçen vakit
İçme işleyen ibret yakarışların çığlığıydı sanki
Bilmediğim, şerhine malik olmadığım deruni bir nidanın sedası vardı
Ne kadar yakındı, nefsi telakkilerime ne kadar uzaktı, ruhun enginliğine nazardı
Varlığın hengamesinde
Ve kudretin sahifelerinde cazibeler olacaktır
Hesapsız düşlenen heyacan ne kadar müşkülatı vasattır
Kim umudun peşinde gider
Düşler gerekçesizse söyle nasıl keffaret eder
Utanmayı
ne kadar bilsem
Hassasiyet için kendimden
geçsem, idrakimle kal eylesem
Sakladığın
Nazarların tarumar eylediği bu halim
Cezbe tutulmuş bir iştiyakla sana yöneliyordu
Seni, sana ait
Güzelliklerle ve has gönül bahçende
Sardın, kuşattın yeksan ettin,
Yağmur oldun, rahmet ektin,
Kaynadın pınar oldun, damladın,
Hasretine kavuştun, topraklaştın.
Sessizlikle nüfus ettin, ısıttın,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!