Korkarım
Güzelim ben korkarım
Vefasızlığın ızdırabından kaçarım
Sadakati
Ölünesiye ararım
Ey yar
Nerden bileceksin
Gönül bağımda baş tutan gülleri
Hissiyatın
Şahlanan serencamını
Söylenme
Sen hasretlikten
Hüznü yudumlamaktan hiç söz etme
Bekleme
Sevilmeyi, şefkati dileme
Düşündüm
Kalbimin hem yetim
Ve hem de öksüz olduğuna karar verdim
O vakit
Şöyle derinlerden
Henüz çok küçüktüm
Her nedense evimizden biraz uzaklaşmıştım
Merak için de ve bir korkunun arefesinde bakınıyordum
Hiç kimseye söz etmeden
Kendi halimde nefeslere refakat ederken
Ruhumun sızılarıyla baş başa
Ve kalbimin hicranıyla kaldım yalnız başıma
Her ne kadar umudun solgunluk içinde halimi yorsa da
Bir kez kalbinde misafir olayım
Yalnızlığımdan kurtularak hasretini unutayım
Ey yağmur damlası ne anlatırsın bana
Biliyorsun ki kanamadım halimi bırakmayan hicrana
Hasretim olan namütenahi sevdaya ve kalbimi hüzne açan girdaba
Ne söyleye bilirim ki şimdi ben sana, sen kanatlandın uçuyorsun sürurla
Eğer sen
Gıyabımda kızıyorsan
Şikayetleniyor, açılıyorsan
Derdine bir yarende arıyorsan
O zaman bir düşün, seviyor musun
Artık yapraklar sararmaya yüz tutmuştu.
Dalların şevki kırılmış, mülayimliğin kesitleri görülmeye başlamıştı.
Ağaçlar esintinin hışmında çaresiz kalıyor, aşiyanlar sahipsiz görünüyordu.
Kaybettiğim o gün tebessümü, gözyaşlarım
Bir çağlayan misali sessizce içime akıyordu
Biçare kalışım, benliğimi o kadar eritiyordu ki
Kişiliğim buharlaşıyor, dişlerim harp ediyordu
Neydi benim bu kadar bedbin kalmama hacet




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!