Kaç zaman geçti
Sabilerin dişleri büyüdü
Bahçeler şenlendi, renklendi yoksun
Yokluğun
Umuda kahrederken
Artık yapraklar sararmaya yüz tutmuştu.
Dalların şevki kırılmış, mülayimliğin kesitleri görülmeye başlamıştı.
Ağaçlar esintinin hışmında çaresiz kalıyor, aşiyanlar sahipsiz görünüyordu.
Kaybettiğim o gün tebessümü, gözyaşlarım
Bir çağlayan misali sessizce içime akıyordu
Biçare kalışım, benliğimi o kadar eritiyordu ki
Kişiliğim buharlaşıyor, dişlerim harp ediyordu
Neydi benim bu kadar bedbin kalmama hacet
Sen sanki baharın şen gülüsün
Sen sanki menekşenin rengisin
Sen bir haz verensin ne güzelsin
En derinlerde sörf eden sevgisin
Sen aşkın en güzel bereketisin
Diliyorum ki çok geç olmasın
Kalbinin asudeliği ruhunla anlamlaşarak aksın
Aşk için sorgulanmasın, mananın hakikatinde elbette anlamsın
Lakin gönlün yalnızlık yaşamasın, hasretin hazanında yorgunluğa kanmasın
Hayatın
Nevinde şu olan bitenler var ya
Senden habersiz açan baharı niyazlar
İnsan
İçin dinmeyen heyecanlar
İnsan
Haricinde her şey
Yaratılmışlar içinde bir
Ahenk ritmiyle senfoni oluştururlar
Yaratılırken
Ne vakit bir ney işitsem
Pervazları okşayarak çığlık atan rüzgârdan geçsem
Hicranın sayfalarında bedbinliğimle yüzleşsem annem aklımda
Çok çaresiz ve sessizdi
Son nefeslerinde her şeyden habersiz ve renksizdi
Artık sensiz
Çaresizce giden vagonları
Seyrediyorum ses sarsıntısı haliyle
Hep hissettim
Bir gün geleceksin diye




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!