Hani derler ya sızıyla insanız işte
Tutulmuşluğun bir perişanlığın da
Akan, kanayan her gönül acısında
Gönlümüz hiç elvermez hazırız işte
Yüreğim zaten yaralı bir kuş misali
Uyku tutmayan gecelerin sabahın da
Akorda muhtaç her bir sazın hazzın da
Yürekten hıçkırıkla fışkıran figanlar da
Sevginin baharın da bitmeyen nazın da
Kalmalıydı her insanda bir bilinmeyen
Ne söylesem, hangi istikametin vechesinde nefeslensem bir çile var ey yar
Ne çocukluğun hülyalarında şevk ve aşkla bir coşku yaşadım
Ne adamlığa doğru yol alırken tefekkürün sevdasında uyandığım sayıklamara inandım
Ne kadar saflığım varsa, edep telakki ederek gönüllere yöneldim ve heba edildim
Hangi reçeteti verdilerse kederlenip, sinemin yalnızlığına iltica ettim
Ölemiyorum...
Ne kadar hıçkırsam, aşkın lahzasında avunup zemheriyi ruhumda yaşasam
Sessiz ve sakin bir hal ile hakikatin lehçesinde gönlümü arındırsam ve ağlasam
Aklımın kemaliyetini yaşasam, fikrimin suskun çığlığını irfan vecdiyle anlatsam
Her şey
Aslında sevgi adına başlıyor
Hırs merakın arkasında yerini alıyor
Rolcü
Sayesinde, oyun sahneleniyor
Ne olurdu
Seni kaybetmeden
Saclarında bir tel olsaydım
O güzel
Parmaklarında
Evet, belkide haklısın
Farkındalığın adına sitem etmekte kararlısın
Ne kadar rahat olsam, gamı bir kenara bırakıp avunsamaldanırım
Endişe içinde olmak varken, dikkati ihmal etmeden, nezaketlidavranmamı umardın
Geldi bir sızıyla işte ta içimden
Diyesim geliyor ki şöyle birden
Bir daha yollarıma çıkma sakın
Halime girme artık başkalaştın
Yeniden bir daha sevebilmek mi
Bir nadide gül geliyor,
Hilmi’yle, has vakarıyla,
Bitmeyen tebessümüyle,
Gül geliyor, huzur veriyor.
Kendi halinde, kemaliyle,
Kaderimmiş derim
Gözyaşlarımı ummanın sukut eden haline dökerim
Sevemem, sevdayı gönlümde besleyemem, aşkın sahnesinde ölemem
Bir role giremem, kalbin ah uzarına ne söylerim, artık hasret başaklarını biçerim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!