İnsan bu tutulmak ister mi bir derde
Kederler ki salıverilir onca birdenbire
Sabır ki hak getire var ki kim ne diye
Çekiliyor çiller ey Hakk diye şükür ile
Mücerret bir iman hasleti mi ne zaman
Seni sana bırakmayan
Düşünce ve hissiyatını dikkate almayan
Yalnızca hizmet ve itaate etmeye zorlanan
Yalnızlığın titreten umutlarında seni işiten ve anlayan vardı
Fakat sen çileyle refik olmuş
Bilmem ki…
Şen misin, sürur içinde misin?
Yoksa benim gibi hüzünle mi refiksin
Acaba neredesin, hangi nefesin eminisin
Suhulet ve asuman halin mürebbiyesisin
Sen, sineme bahtiyarlık zerk eden ülfetsin
Artık zaman,
'an' lasın korkusunu tanımlarken
merak anlamsızlaşıyordu.
sadece bir şey ihata ederken
her şey onunla anlam buluyordu.
nemin olması ve koklanması
Sen sevme
Seven için halinden
Bir zerre hasretme
Nazar etsen, temaşa etmeye
Meyletsen, hiç düşünme bile
Sevmek farklıdır, kalp için azıktır,
Artık istesen de gelemem geçiyor zaman
Sinemde iştiyakla kadimliğini koruyan an
Sensen duhul eden her hali ihsanı sevdan
Aşk törpüsüydü sineme kazınan, kanayan
Sen bu hakikati bilirken sessizce çekilirken
Sensiz olmak,
Çaresiz kalmak,
Betbah yaşamak,
Yüreğimi yakıyor…
Sana bakamamak,
Ey naz, bilir misin şahnalar’ı,
Leningrad şehrine bir sınırdır.
Köpekler ulur, umut kaybolur,
Nur buharlaşır, sıla uzaklaşır…
Buralar, haritada görünmez,
Kayıp
Gidiyorsun gözlerinin önünde
Sen hiç bir zaman fark etmesen de
Heveslerinin
Derinliğinde ki ahenkte
Sanki han duvarlarıyla konuşuyorum
Bir bir örüllen taşların hikayesine dalıyorum, yaşanmışlığı anıyorum
Sıla özlemini, yarin hasretini sorgulayıp, hicrana adımlıyor, sessizce ağlıyorum
Kaybolan yılları bir kez daha hatırlayıp, hüzünle yeniden tanışıyorum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!