İnanmak
Onun için inanırlığı başarmak
Kalbi mutmainlik içinde ebet içinde nefes almak
Ruhun istiklali
Kalbin sahibinden uzaklaşarak
O an kim bilir
Hangi derin sularda kulaç atıyor
Gün yüzüne hasret umutlarım için sabır besliyordum
Dünya adına
Ne kadar hevesim varsa feragat ediyor
Beyan ediyorum, halime acıyorum,
Perişanlığı iliklerime kadar yaşıyorum,
Öyle bir nefs taşıyorum ki, şaşıyorum,
Hadsizliği, ahenksizliği yudumluyorum.
Suçlu yok, aramıyorum, çalışmıyorum,
Yine 70 li yıllardan bir anının terennümüydü anlatılan…
O yılarda Ankara’nın Altındağ ilçesine bağlı olan bir gecekondu semtiydi.
Hayatımızın nasibi muvacehesince tercih edilen ve iradi olarak karar verilen bir ahşap evde oturuyorduk.
Bin metrekare alana bir gecede kondurulan lakin muhtelif kapıları bulunan beş altı evin bir avluyu paylaştığı mekânlardı.
Bakma
Ardına ey gönül
Onda vefa yok artık sağır
Duymaz
Seni anlamaz
Günlerde Cuma…
Oldukça sakin geçen ve monoton bir hayatın ak sedasıydı…
Rutin çalışmam nihayetlenmişti.
Evimize dönmeliydim…
Her hangi bir gece hayatının, müdavimi olmadığımdan,
Ehlim ve ayalimle huzur bulur ve öylece rahatlardım…
Bir sızı düşüyordu derinliğine
Yaşadığın sancılar geçit vermeyince, hüzün başlıyor yine
Kelimeler diziliyor suskun diline, gözyaşların durmak bilmiyordu kavlince
Neyleyim ki çaresizim yine, hasret sinemden sökün ettikçe, ufkum kararıyor işte
Git sende durma git ötekiler misali
Kalbin hicran içinde çağlayandır ahı
Nasibi muvacehesinde düş bir sancı
Acı ruhumun haline nedense yabancı
Bir mahzunluk duçar olur imdi halime
Ruhuma seslenen
Kalbimi sessizce titreten
Hissiyatımı alıp ummana götüren
Ufkumda umutlarımı yeşerten bir suhuletle sevdim
Ben seni bilerek
İlmim ahlaktan
Kalbim irfandan mahrum kalınca
Vicdanım edilgen olmaya matufsa
Aklım, hakikat şiarından yoksun kalırsa
Ruhum bizar ve viran olunca, hakkını veremem




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!