Ağarmayan ne var
Dönmese de yüzünü akşam
Seslerin serencamında yalnız
Gelişlerden gidiş için çaresiz
Nihayetin bilindiği an sensiz
Damla damla akan kanlarımız
Bir gül yaprağı misali
Toprağa düşerken
Gözyaşlarımız
Haşyet ürpertisiyle
Atinin müjdesini veriyor
Arzı mekânda
Hayatını idame ettiren
Âdemoğlu
Yaratıldığı
Hilkat üzerine
Ah güzel kuş,
Elbette haklısın…
Sevgi noksanlaştı…
Mana kalıplaştı…
Güven uzaklaştı…
Gezdiğin diyarlar,
Bir gecede birilerince
Maslahat gözetilerek kesilen
Devasa çam ağaçlarının arasında
Hüzünlenerek yavaş yavaş ilerliyorum
Ruhumun insicamından
Açmam açamam artık sinemi sana
Yılgınlığın haşatını yaşattın sen bana
Koymadın yüreğimde bir ümidi bahar
Bırakmadın bir şevki nazarın haşmetini
Hasretinin şevkiyle meşk edemez oldum
Aniden bir hiddetin içinde kendini bulan
Nedenini bilmeden koşmaktan soluyan
Reddi mirası sanki bir marifetim sayan
Hala izanı kapalı olan anlamsız konuşan
Ahat nedir niye söylenir ne çileler çekilir
Uyandığım bir sabahın
Uyku mamurluğunu yaşarken
Bedbin tenim hüzün kokuyordu
Fersiz gözlerim tavanı süzerken
Emirgana gitmek geçti içimden
Gülün, lalenin, erguvan eşliğinde
Hani son kez birden demiştin ki
Ne olacak yaş kiminle sorulacak
Babalar akıbetleri nimi unutacak
Nisalar ağlamak zorunda kalacak
Bu hal karşısında şaşırdım kaldım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!