Açmam açamam artık sinemi sana
Yılgınlığın haşatını yaşattın sen bana
Koymadın yüreğimde bir ümidi bahar
Bırakmadın bir şevki nazarın haşmetini
Hasretinin şevkiyle meşk edemez oldum
Aniden bir hiddetin içinde kendini bulan
Nedenini bilmeden koşmaktan soluyan
Reddi mirası sanki bir marifetim sayan
Hala izanı kapalı olan anlamsız konuşan
Ahat nedir niye söylenir ne çileler çekilir
Uyandığım bir sabahın
Uyku mamurluğunu yaşarken
Bedbin tenim hüzün kokuyordu
Fersiz gözlerim tavanı süzerken
Emirgana gitmek geçti içimden
Gülün, lalenin, erguvan eşliğinde
Sizsiniz efendim sizsiniz ta kendisi
Kız kulesi, dalgalardaki güftenin sesi
Gecelerin tek bekçisi hüznün kalesi
Notaların talebesi, şarkıların bestesi
Yaşadığım hislerin banisi, tek adresi
Gönlüm bir hüzün içinde çırpınıyor
Çaresizlik hükmünü hep sürdürüyor
Hicran yine hicran melalime soluyor
Hal bırakmıyor nedamet alıp gidiyor
Hicran mı bu aşkın sonu sen bir söyle
Hani son kez birden demiştin ki
Ne olacak yaş kiminle sorulacak
Babalar akıbetleri nimi unutacak
Nisalar ağlamak zorunda kalacak
Bu hal karşısında şaşırdım kaldım
Yaslanırdım anılarımın gölgesinde ki hüzne
Dinlediğim şarkılardan, özellikle tamburdan
Mızrabı vuran sazendenin yüz hatlarından
Sayfalar açardım anılarımın her katresinden
Hüznün mekân tuttuğu gönlümün neşesi
'İt ürür, kervan yürür'
Söylemini çözüm üretmekte
Problem yaşayanlar veya tahkiki
İhmal edenler olarak değerlendirmeliyiz.
İtin ürümesini
Sus kalbim, ne olur sus,
Sus artık yeter, ses etme,
Bari sen, hala perişan etme.
Yüreğim yanıyor, serinletme,
İstemem artık aşkı, sevdayı,
Kalbimdeki, onulmaz yarayı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!