hep daha uzaklara gideceğiz biz,
hiç ilerlemeden.
gölgemiz uzayacak her adımda
ama yerimiz değişmeyecek.
yol dediğimiz şey
bak sevgilim,
bir ağaçtan başlar her şey.
bir nefes kadar sade,
bir çocuk kadar inatçı,
ve bir şiir kadar yaralıdır aslında dünya.
kendimce öğrendim.
kalabalık dedikleri,
bir pazar yeridir.
her ses kendi yankısını satın alır,
hakikatin ise alıcısı yoktur.
ve hayaller...
neden hep kavuşmayı beklerken sona erer?
bir kadeh ömür sundular avuçlarıma,
iç dediler, içinde umut da var, hüzün de.
dudak değdiği anda anladım ki,
içimde yaşayan ben,
kimsenin uğramadığı bir ülkeydi.
dışarıda dolaşan ben ise
herkesin tanıdığı,
ama kimsenin bilmediği
bir yabancıydım...
yağmur gibi gözün ıslandığında,
yüreğinde fırtına nasıl koptuğunu
anlatacağım sana.
o gün göreceksin,
insan, en çok aynaya baktığında yabancı olur kendine.
bir yanım hoşçakal diyordu sana
öteki yanım
ellerinde çiçek açan bir istasyon gibi
hoşgeldin.
geceyi ikiye bölüyordu gözlerin
yağmur iner sessizce camlara,
bir pazartesi sabahı, yorgun ve ağır.
sokaklar ıslak, düşünceler dalgın,
gönlümde eski bir hüzün, usulca çağır.
bulutlar yüklenmiş anılardan,
kesintisiz yağan yağmur,
çatılardan değil,
suskunluğumun eşiğinden damlıyor.
pencereme vuran her damla,
içimde yıllardır açılmayan bir kapının tokmağı.
bazen yağmur yağar be güzelim,
öyle ince ince,
sanki gökyüzü kimse duymasın diye ağlar.
sokaktan geçersin,
üstün başın kurudur belki,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!