Şehir keşiflerle alt edilmişse sen tarafından
kaldırımları yenik düşmüşse tabanlarına,
şiirinin bir dizesi kazılmışsa tırnak ile meydana,
özgürlük anıtına dikmişsen bir kırmızı karanfil,
soğuk demirlerde büyütmüşsen sevgilerin en güzelini yaşadın derim ben sana sabahın ayazında
lanet birisindir o vakit...
Rüzgar
camdan girmek istiyor,
yüreğim
pencereden dışarı çıkmak istiyor.
Yer değiştirseler
tenimde rüzgar dolansa,
Yine dokunuverdi kırmızı bir düş yüreğime,
yeşil bir sevgi işledi günüme,
mavi bir gökyüzü sardı varlığımı,
Aşk, idam edilen bir mahkumun son dileği gibidir. Aşk'a düşünce kendisini öldürür insan ve aşık olduğu kişinin yerine geçer, onun gibi yaşar
Özgürlük; söze gelmiş terkedilmişliğidir insanın. En özgür olduğu anda bile eksik kalan bir yanı hep vardır. O da Kendisi.
Derslerimiz ve ödevlerimiz var, buna bildiklerimiz ve bildiklerimizi sandıklarımız, öğrendiklerimiz ve öğrendiklerimizi sandıklarımız, kaçak yaşadığımız aklımız, içinde olamadığımız bedenimiz ve ruhumuz
ve ne için geldik sorularının bir türlü bulunamayacak cevapları ile biz hangi yolun yolcusuyuz sorularının bir türlü bulunamayacak cevapları.
Sahi SEN NE İÇİN GELDİN biliyor musun?
herşey bir nokta ile başladı ve noktanın içinde var olan şey tüm evrene hayat veren CAN (ÖZ) den başka birşey değil. yaşamı güzelleştirebilmek, anlamlandırabilmek, CAN içinde CANAN'ı bulabilmek, bulduğun anda yanabilmek ve HİÇ olabilmek, ve herşey bir nokta ile bitti.
(Bir şiir ilhamsız ve zoraki satırlarla yazılabilir mi? onu denedim
gördümkü şiir bir gönül işi zorlasanda gelmiyor kelimeler tıpkı zorladığında
gelmeyen dostlar gibi yürekten istemek gerekiyor ve yürekten sevmek)
mahşerin dört atlısı gibi
dörtnala gitmek
Çocukluğumda,
yıldızları toplardım gökyüzünden.
sık sık yutulsamda oyunlarda,
her akşam
binlerce olurdu yıldızlar.
Büyülü gibiydi gece
Ey bade bakışlı hüzzam sessizlik
bu ne sessiz gidiştir böyle
ses vermezsem
yıllarca sessiz kalacak gün
hani kaçarken




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!