Verdik ya diyor burjuvazi patronlar
Doymuyormuş işçinin gözü
Aç gözlüyüz biz hepimiz aç…
İstiyoruz ki sınıflar olmasın toplumda
Eşit olalım bizimde çocuklarımız okusun sizin çocuklarınızla aynı okulda…
Gitmiyorum ulan ben
Gidenlerden usandım
Gitmelerden usandım
Gitmekten usandım
Kalemin yazdıkça yaşayacağım ulan
Gücüm neye yeterse onu yaşayacağım
Onlar masumdu
Ne yatıysam ben yaptım…
Ara sıra dişlerimin arasında erirlerdi
Davacıyım, sana idam isterim
Jelibonlarımı attı
Üşümüşlerdi biliyorum
18 Aralık’ta İzmir…
İzmir’de güneş var
İnceden gözlerimin zor seçebildiği bir yağmur yağıyor
Sen görsen kar atıştırıyor dersin…
Çıplak ağaçlar sonbaharın yorgunluğu atma telaşında
Sonbahar ağlayacaktı
Atatürk bulvarında öksüz bir sonbahardı
Yoksul ağaçlar çıplak bedenleriyle üşüyordu
Yaprak döküyorlardı…
Burnumu İnciraltı’nda şaraba sokmuştum
Kazablanka’ya gidecektim
Ey! Âdemoğlu insan
Soyuyla sürekli övünüp duran
Büyük gaflete sırtını dönen, gözleri görmeyen
Mal mülk dünya senin olsun
Yeter ki sok ellerini ceplerine
Ve bir mendil uzat artık
Bu ne haldir
Bir tuhaf sancı dolaşır içimde
Yine bu gece
Karanlık beni boğuyor
Her zerremde yine sen
Tükenmiyorsun
Nazım Hikmet büyük şairdir
Çünkü
Şiirle yaşadı
Şiirle anlattı
Şiirle hatırlandı
Şiirle yargılandı
Sonbahar dökülür
Saçların bir İzmir’e
Sofranda ekmek kırıntıları
Konuk eder kuşları cay saatlerine
Bornova kesilir yağmur olur gözlerinle
Eylül dökülür
Bir karanlık ki iffeti kesilmiş sokak
İki çocuk ki
İki çocuk sabi supyan desen olacak
Duvarlara çarpıyor çığlıklar
Siyah beyaz amatör bir film çevriliyor
Oyuncular dublörsüz oynuyor…
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!