Kalbim tok sesler çıkarmıyor artık
İçimde sahte bir yaşamak
Kimseye kapı deliğinden bakmıyorum
Güneş kendini kavuradursun
Filizlenen namerttir bir avuç suyun hatrına
Kök salarsam gül rengi topraklara vurun boynumu
Annemin mırıldandığı her şarkı ağıda çalardı, ağlardım
Niye bilmiyorum; ağlardım
Annem yemek yaparken ağıt yakardı
Çamaşır asarken
Evi süpürürken
Annem hep ağıt yakacak bir şey bulurdu
Gözkapaklarından öptüğümden beri
Den beri gözkapaklarından öptüğüm
Kimsenin gözkapağı öpülesi değil
Gözkapakların değil kimsenin
Sana putlarımı emanet ettim
Putlarımı sana
O gün hiç uyanmasaydım şayet
Hayata büyük bir misilleme yapmış olacaktım
Mutlu uyumanın böyle bir anlamı var
Uyanmasan kazanıyorsun
Kambur geçen çeyrek asra rağmen mutlu ölüyorsun
Ya da uyanıp kaybetmeye devam ediyorsun
Ardından bütün kuşlar havalandı
Meğer her şey, herkes
Gitmek için seni bekliyormuş
Ben de yeltendim
Topladım kitaplarımı
Fakat nereye gidecektim
Artık ağlamalı
Bir yerden başlamalı
Parasızlığımıza değil
Aşksızlığımıza da değil
Bazen kapı komşumuza
Bazen pek de yakın olmayan bir arkadaşımıza
Hangi perdeyi aralasam
Hangi kapıya koşsam
Seni dünya gözüyle bir daha görsem
Kur şoku, enflasyon
Yeni zamlar kapıda
Sevişecek gücümüz yok
Cinselliği aşka yormuş
Aşkı yalana karmış
Haysiyetsiz
Saçı dalgalıymış
Gözü renginden sevmiş
Endamı göklere çıkarmış
Sabahın geceden koptuğu mavilikte
Nicesi ağıda çaldı türkülerimizin
Çatlamış dudakları ırgatların küfre yatkındır
Hiç kadın tanımadım
Öpünce yumuşasın kanayan yerleri
Birlikte kanar durur seviştikleri
Sonunda ayrılık üşüşür üzerine
Kar yağar en sıcak anılarına
Hırpalanır
Üşür
Sessiz sessiz titrer beynin
Hangi kabzaya sığdıracaksın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!