Mühr-ü Hicran Şiiri - Enes Yakıştır

Enes Yakıştır
66

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Mühr-ü Hicran

Çark-ı devrân içinde bir dilsiz sükûttur can,
Mermer sabrın elinden içildi bu zehirli kan.
Bastonumun sesinde yankılanır o kadim gam,
Göz görmez de hayâlin sarar bu fâni cihanı tam.
Bir ses duyarım uzaktan, ruhuma nûr üflenir,
Suretini bilmem lakin ismi ile ten inler.
Beş harfli bir mühürdür sinemde saklı duran,
Ne bir vuslat, ne derman; bu nâr kalbimi yoran.
Karanlığın koynunda dokunarak sevmektir bu,
Parmak ucunda kalan o mahrem, o derin koku.
Yâre uzanamaz eller, fersah fersah ırak yol,
Karanlığın şairi seccadede eyler kudsî kol.
Ne bilsin sığ kalabalık bu körü körüne zârı,
İçimde kaynayıp durur o farksız kışlar, baharı.
Bir gölge boyu mesafede saklı durur o nida,
Tenha odalarda dökülür gözden akarsu, neda.
Adım atsam uçurumdur, sükûtum en ulu kale,
Can dayanmaz bu hicrana, gönül düştü bu melale.
Ey Hacer, ey kilitli kapılar ardındaki esrâr!
Görmediğim çehreni kalbim hayal ile sarar.
Zifiri gecelerde bir mum gibi erir bu ten,
Kokun düşer rüyama, uzaklardan, bilmem neden.
Her köşe başında bekler bu dertli divane can,
Bir nefeslik vuslat için feda olur tüm bu cihan.
Varsın sığ cihan bîgâne kalsın bu dilsiz aşka,
Enes’in feryadı kalmıştır arşa, başka bir dağda!
Son nefeste dahi bu can sensizliği ezberler,
Karanlığın en dürüst şairi ebediyen bekler.

Enes Yakıştır
Kayıt Tarihi : 23.07.2026 15:25:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!