Zaman bir nehr-i revandır, akıp gider derûn içre,
Düştü bu dilsiz gönül yine bir sırr-ı fütûn içre.
Ne günün hesabı kaldı ne takvimin o dar adı,
Mânâ ufkunda mühürlüdür bu bekleyişin tadı.
Bir berzahtır yaşanan, fani mevsimin ötesinde,
Ruhum bir katre gibi durur aşkın o son kertesinde.
Suretler pûç oldu gayrı, sîretin nûrudur kalan,
Cihanın cümle gürültüsü bu sükût yanında yalan.
Aralık'tan süzülen o nâr sinemde bir köz oldu,
Erittikçe bu canı, her saniye dilsiz bir söz oldu.
Mum misali tükendim kendi tenhamın zemininde,
Bir ömürlük vakar gizli bu şairin yemininde.
Eşik dilsiz bir teslimiyet, sabır mermerden bir hisar,
Gönül ne bir seda bekler ne gayrı bir vuslat arar.
Gözün perdesi çekilmişse basiretin şemsi doğar,
Bu mukaddes yangın elbet zifiri zulmeti boğar.
Dilsiz bir gölge gibi beklemek nefsin kıyameti,
Çekilen her sükût, aşkın en ağır diyeti.
Adın ki sarsılmaz bir kale, aşılmaz bir bendedir,
Bu can fani olsa da ruhun mülkü sendedir.
Beş harfin sırrına erdik, gayrı ne mektep ne yollar,
Hakk'a açılan niyazla bağlandı cümle bu kollar.
Enes der ki; hicretimiz ezelden ebede haktır,
Bu aşkın divanında gayrı zeval bulmak uzaktır...
Kayıt Tarihi : 27.08.2026 07:21:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!