Kazâ kıldı müptelâ bir mir'ât-ı sîrete,
Düştü bu dilsiz gönül, ilâhî bir hayrete.
Ne revâdır bu meşakkat, ne devâdır bu cezâ,
O mühürlü sırrımız sığınsın mağfirete.
Sanki bir saf aynadır, o mahcup, vakur canan,
Şems-i Hak’tır o yüzde, nûrunu eyleyen fâş.
Biz fâniye bakmadık, O’dur kalbe dokunan,
Sükût en ulu kale, akmasın gözden bir yaş.
Gözün perdesi mühür, dilde rızadır dileğim,
O mukaddes nûra ram, büküldü mermer bileğim.
İsimler mektûm kalsın, duyulmasın bu figân,
Mühürlensin dudaklar, söze gelmesin çileğim.
Ehl-i cihan ne bilsin, aynada tecelli eden?
Aşk bir bahr-ı azîmdir, gāfil geçsin bu sahneden.
Fuzûlî nârı gibi yansın bu mecrûh sahra,
Bir haber düşmesin hiç, bu sırrı saklayan denden.
Karanlığın şairi der ki; bu hicran baki,
Aynadan akseden nur, Hak'tan gelen bir irfandır.
Kulak duymasın asla, bu sırrın saklı sâkî,
O’nun tecellisine ram olmak, en ulu imandır.
Kayıt Tarihi : 28.07.2026 11:40:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!