Suya inerken dolunay
Sıcak bir özlem dolanır
Boğaz’da Temmuz gecesi
Seni fısıldar ayın gümüş nefesi.
Unutamadım hâlâ
Dinle beni dostum en içten can kulağınla:
En baba dünya servetin sence kaç sıfırlı ola
Başla bakalım sıfırları dizmeye soldan sağa
Birinci sıfırın sayasın, işin gücün varsa
İkinci sıfır gelsin tapulu bir evin olduysa
Çizesin bir sıfır daha, işler tıkırındaysa
Sabahın benzi solmuş isten pastan
Köprü üstü kaybolmuş sisten pustan
Duman kefeni sarmış kurşun insan...
Bir hıçkırık çıktı puslu kuytudan
Gönlü buruk bir kadındı ağlayan
Dünyayı kaçıran mı var?
Sonsuza kalan mı var?
Sonunda her birimiz
Bir geldi-geçti değil miyiz?
Para para para!
Karnı tok, keyfi yerinde
Güneşe yatmış bir kedi çizdim.
Şimdi bütün meselem
Rüyasını çizmektir kedinin…
Çocuk olsam keşke
Ninemin dizi dibinde
Uykuya dalsam öylece
Perili bir masal içinde
Çaresizce gördüm büyüdükçe
Elinde solgun fotoğrafı
Çocukluğuna dalıp kaldı
Hayalinde zaman aynası
Gittikçe küçülen adamdı…
Saçları alabora tıraşlı
Arar durur gönlüm
Kimde sanırsa artık eşini
Sınar durur aşkın kalbini;
Vazgeç gönlüm sınamaktan
Çalak bir yol çek aşktan
Yine burulmuş kalbin
Boş kalmış ellerin
Gelmeyen kırmızı gülden,
Fena düşmüşsün düşünden;
Bir sen kalmışsın ayazda
Can candan kavlıca çıkıp dolana ki canana
Can cana değende iki can gök kıvılcım ola
Can canana varanda kalpteki korla
Can cananı tez sarmalı ki harlaya




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!