Serçe gibisin
Kapkaç içinde,
Tilki gibisin
Alacakaranlık içinde.
Kaderinden sayarsın deprem belasını
Sevinirsin kapınca kefen parasını
Haktan olaydı bahtı aşkın
İstanbul açardı her kadın
Penceresi sardunyadan,
Sen katmerli erguvan açardın fazladan.
Başka İstanbul çıkmaz bu dünyadan
Sakin ol be güzelim!
Cırlamak değil ki ayrılık çilesi
Hele ishal olmuş bebek gibi
Hiç değil öylece boşaltmak içini.
Ağlasan da yana yana
Şükret bahtına engelden engelsiz geçince
Acımayla bakma engelli birini görünce
Ne engelsiz var engelliden beter
Sen engelliye engel olma yeter.
Hangimiz engelsiz olandır?
Sarılıp sıkıca
Öperdi beni Fahriye Abla
Gidip ekmek alıverdim diye bakkaldan
Serseme dönerdim sümbül kokulu bağrından…
Sinir kesilirdim ergenlik ateşime
Barut tütüyor balık tarlası
Kiraz ağacı kan sızısı
Akbabanın bolluk duası…
Boynu bükük
Bir deri bir kemik
Ben sana rüyalar toplarken
Sen taşınmıştın mahalleden,
Ben cennet müjdem bildim seni
Sen günahtan mı saydın beni?
Sevilmekten kaçana ne çare
Özlem çürüğü kalbim biçare!
Bana çocuktan bir el verin
Çamurdan ekmek yapayım
Bana çocuktan bir hayal verin
Kalbime kelebek kanat takayım
Bir çocuk girsin kanıma
Çocuktum,
Orada bir yerde uzak bir köyde
Çamurdan inek yaptım kendime
Pırasa yolup koydum diye önüne
Babam bir kızdı bir kızdı
Çatlak küplere bindi;
Televizyonda büyük ekran seyrinde
Gazze geçiyor kuş görüsünde,
Ne sokak kalmış ne cadde
Moloz yığını binalar sadece…
Ne var ki yıkımdan öteydi sadist zorbalık
Bu denli utanç yüküyle eğilmedi insanlık




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!