Ol diyen zaman
Ne dün ne yarın,
O bir anlık tırpan
Şimdiye kefen kırpan.
Kalmışsan düne kindar
Kalsam ayrılık elinde
Gebersem hasret içinde
Gene de terk etmem kendimi
Canan atarına minnet diyeti;
Batsam buzul dibi yalnızlık içine
Mantık dinlemez artık
Deli divane koşar yürek
Aşktan çarpılsa da bir
Aşk ona çarpsa da bir…
Akıl melekesi körleme uçar
Ey benim yaprak biti başım
Yanaş gönlüme tanış olalım
Geri dursun budala mantık
Hele yanaş bir atım yürek!
Bak gördün mü!
Kıyamaz aşkın kalbi
Nazik bir eda ile kucaklar
Pırlanta çalımlı çapkın gülleri;
Çatar zaman öğrenir insan
Somurtunca geçim zorundan
Suya inerken dolunay
Sıcak bir özlem dolanır
Boğaz’da Temmuz gecesi
Seni fısıldar, ayın gümüş nefesi.
Unutamadım hâlâ
Dinle beni dostum en içten can kulağınla:
En baba dünya servetin sence kaç sıfırlı ola
Başla bakalım sıfırları dizmeye soldan sağa
Birinci sıfırın sayasın, işin gücün varsa
İkinci sıfır gelsin tapulu bir evin olduysa
Çizesin bir sıfır daha, işler tıkırındaysa
Sabahın benzi solmuş isten pastan
Köprü üstü kaybolmuş sisten pustan
Barut üstünde yürür kurşun insan.
Bir hıçkırık çıktı puslu kuytudan
Gönlü buruk bir kadındı ağlayan
Dünyayı kaçıran mı var?
Telaş içinde döne durursun,
Sonsuza kalan mı var?
Sonunda her birimiz
Bir geldi geçti değil miyiz?
Karnı tok, keyfi yerinde
Güneşe yatmış bir kedi çizdim.
Şimdi bütün meselem
Rüyasını çizmektir kedinin…
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!