Özleminle yanan şafaktan
Gönül yakam tutuşur aşkından
Gül buğusu sevdan tüter ufuktan…
Daldığım derya ateş acunu
Kalbim yırtık yelken umudu
Sürüsüne bereket
Sokaklara taşmış
Burun buruna çatmış
Sümüğünü çeken zıpzıplar;
Macun şekerli minik eller
Çelik mavisi aynalar çatlar
Çatal çatman şimşekler patlar
Gökler gürleyip kararır ya birden
Soğuk bir esinti geçer ensenden
Pıtır pıtır yağmur irileri
Güneş battı karanlık sulara
Aysultan çıka gelir az sonra
Bir gecelik saltanat hakkına...
Yıldız dökümü sonsuzluk tavanında
Kendime dönük hiçlik aynasında
Dillerim bağlandı
Elini çekerken elimden
Ağzım açık kaldı
“Gitme kal!” diyemeden.
Düşe kaldım ayrılık çatağında
Seni yazdım özlem ateşimle
Yıldızdan yıldıza adın geçe
Hayalini resmettim göklere
Tanrı’ya hediyem olsun diye…
Ne var ki
Dokunacak hiçbir şeydi vardan
Öncesi ve sonrasıydı yoktan
Hiçlik şavkını çekmişti her yandan
Kendine sarılıp uyumuştu zaman...
Geldi çattı yeşil gözlü bahar
Delirdi masum kanlar
Atladık hayatın damından
Estirdik aşktan vurgun, özgürlük tadından;
Aramaya çıktık sonsuz aşkın sırrını
İhtiyarlık bükende belimi
Sevgiyle bekler oldum eceli
Gene de sitem ederim Azrail’e
Vazgeçmişken cennet hediyemden
Ne diye alır canımı canan hayalimden…
Uluyan karanlıkta
İnleyen yalnızlıkta
Alev gülleri dikip cehennem ağzına
Nice benlikler yaktık gönül bağında.
Ateşi yuttuk bir kere




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!