Eriyor içimin buzdağları değiverdimi yüzüme o göz bebeklerin
Ne yolun uzaklığı kalıyor o an ne bir anlamı bildiğim sözcüklerin
Zehir olsa dudağında öpüver de bir an evvel öleyim diye beklerim
Esir olsam içinin zindanlarında çürüyüp gitsem olmaz tek şikayetim
Tek sana hep sana yalnız sana karşı bu kadar cömert böyle lütufkar kalbim
Gücünü senin aşk kokan bir tek sözünden sevdayla bakan güzel yüzünden alıyor kalbim benden çok uzaklara koyma kendini
Üzülüp elinden en sevdiği oyuncağı alınmış bir çocuk gibi peşinden ağlayıp durmasını hiç istemezsin değil mi
Lütfedeceğin küçücük bir gülümsemeye tutunup kafa tutmayı da bilir o boyundan büyük dağ gibi koca hüzünlere
Çok değil ki istediğim sadece bize kimsenin değmediği bir yerde başın omzumda dinlensin bir ömür sevdan yüreğimde
İçimin en kuytu köşelerine ruhumun taa dibine saklıyor kalbim hep seni kendine yasaklıyor senden başka herşeyi
Başka bir şey bu sana duyduğum ama adını koymaya korkuyorum
Aşka benzer bir duygu mu yoksa vahşi bir tutku mu ah bilemiyorum
Nasıl olur da bir kalp birini bu kadar çok sever inanamıyorum
Uslanır mı zamanla geçer mi bu delilik halleri hiç sanmıyorum
Yer gök dağ taş her şey hep sensin kalbe sorsan dünya yalnız senle dönüyor
Suçlar gibi bakma öyle nolur bu benim seçimim değildi sen de çok iyi biliyorsun
Ezberledim ben zaten gidenleri beklemeyi al işte en nihayet sen de gidiyorsun
Nerede hani o verilmiş sözler el değmemiş düşler söyle hepsinden mi vazgeçiyorsun
Çok geç artık geçti bak iş işten istesek de geçemeyiz kaderin önüne mi diyorsun
Artık geri kırık dökük örselenmiş yorgun iki kalp kaldı bizden sadece ama olsun
Susma bir yabancı gibi bakma öyle bize hiç bir faydası olmayacak bunun biliyorsun
Usta bir yalancı gibi kandır istersen bir kez daha beni ama bir şey söyle ne olursun
Zorla tutamam ki seni yanımda içinde aşk yoksa bitsin tamam istediğin gibi olsun
Asla kırmam kıramam ki seni ama sen bağır çağır giderken yüreğin bu yükten kurtulsun
Ne zaman sussan böyle ayrılığın ayak seslerini duyuyorum beni çok korkutuyorsun
Ne olursun dur biraz dinlen bir nefes al kalbim dinle beni demeyeceğim hiç bu defa
Uzun uzun cümleler kursam onca dil döksem yine kendi bildiğini okuyor nasılsa
Ruhu duymaz hiç haberi olmaz aşk gelip ayaklarının altından çekip alsa dünyayı
Anlat anlat laftan anlamaz ama çok iyi bilir sonra gelip omuzumda ağlamayı
Yağma yok ama bu defa iyice yorulsun hele bir şöyle düşsün kalksın görsün gününü
Zerafeti var üstünde senin geçen yüzyılın en güzel aşk romanlarının baş kadınlarının
Emanetisin sen bana tanrımın yerin en güzel köşesinde kalbimin başucu kitabısın
Yazılmadı daha önce böylesi bir hikaye hiç yok sevda literatüründe ben rastlamadım
Neyin büyüsü bu böyle hiç bilmiyorum ama dikkat et bozulmasın hep böyle kal yalvarırım
Elinde beyaz eldivenler ve yüzünü örten siyah tülden bir şapka ben önünde reveransta
Açık açık söyledim işte herşeyi daha ne duymak istiyorsun sevmiyorum artık seni
Yok hayır inanmam sen değilsin bu yazık sen olamazsın acımadan söyleyen bu sözleri
Şaşırmak mı dedin ben aklımı kaçırdım bunca yıl inandığım ne varsa yalandı öyle mi
Eli ağırdır kalbimin derdin hep kızınca ama inan hiç düşünmemiştim ben böylesini
Nasıl çıkarıp atılır yürek bedenden nasıl cayılır candan bana da öğret lütfen hadi
Ev uzak ve yol hep tuzak dolu olsa da ben yürürüm hiç durmadan
Kör bıçakla bir alçak tarafından öldürülürüm diye korkmadan
Bir tuhaf can sıkıntısı var üstümde her an şiddetini arttıran
Simsiyah bir gökyüzü bir de üstüne gitgide fırtına toplayan
On adım sonrası bile görünmüyor dört yanım kapkara sis duman
Dokunmadan daha hiç bir tene düşmeden dudaktan kalbe geçti gitti bak bile bile onca sene
Alacaklıyım yarınlardan ve şikayetçiyim tüm kandıranlardan yarınlar güzel olacak diye
Konuşmadan evvel daha çok düşünür oldum söyleyeceklerimi gitgide yaşlanıyor muyum ne
Ah ulan İstanbul ben bunu da yıkmaz mıyım üstüne malum bir günah keçisi lazım şu halime
Korunmadan yaşamak gerekmiş meğer hayatı yürümeliymişim bile bile acının üstüne




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!