İkindi vaktinin kızıl hüznü inerken bu şehre,
Döndüm de baktım yine sinedeki o dinmeyen nehre.
Kaç takvim erittik bilmem o koridor telaşında,
Bir ömrün ahdi saklı bastonun o mermer taşında.
Ne çok koşturmuşum meğer duru bir nida uğruna,
Yüklemişim bu dilsiz kalbi sevdanın en asil harına.
Servis kapısında donan o ince ceket teması,
Dün gibi taze durur, silinmez bu ruhun hafızası.
Yüzleşmek dedikleri, geri adım atmak değilmiş asla,
Bağlanmışım o beş harfe sarsılmaz, ebedi bir ihlasla.
Vazgeçmek haramdır bu dergâhta, sitem sızmaz sîretime,
Mazi şahit kılınmıştır göğsümdeki bu kutlu niyetine.
Akustik bir yankıdır içimde her bir adımın izi,
Ne zaman silebildi ne yollar bu mukaddes hissimizi.
Seccadede ilmeklenen o sessiz dualar hürmetine,
Baş koymuşum ben ezelden bu sevdanın nöbetine.
Beş harfli bir mülk ki bu, zamana meydan okuyan hisar,
Şair kendi tenhasında sadece o duru sesi arar.
Enes der ki; varsın sussun cihandaki cümle yalan,
Geçmişten istikbale, bir tek o beş harftir bende kalan...
Kayıt Tarihi : 24.08.2026 16:25:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!