Mine Özdemirtaş Şiirleri - Şair Mine Özd ...

Mine Özdemirtaş

Karar ver; kararsızlıklar dağının Buz Prens’i.
Bilesin ki; kurudu rüzgarlarından,
Kör karanlık dehlizlerinin duvarına gerdiğin,
O zavallı Ceylan derisi.
Zamansız yağdırdığın karlar üzerinde belirirken,
Geri sayan adımlarının ayak izleri;

Devamını Oku
Mine Özdemirtaş

Tenindeki lepralı saltanat
Sargı bezine sarınarak
kapanacak
sanıyorsan eğer;
boş versene adamım
buna çocuklar bile güler.

Devamını Oku
Mine Özdemirtaş

Gözlerindeki yosun yeşili aldatmasın sizi
Onlar da gizlenen aslında mavi tutkusu.
Kaşların da, kömür karası /Kirpiklerin de yaşının tuzu.
Dillendirmiyor ama /Çakıl taşlarını özledi Denizin Kızı.

Dudaklarındaki kızıl sessizlik aldatmasın sizi

Devamını Oku
Mine Özdemirtaş

Sen bir kızıl hırsızdın saçımdan rengini çalan

dizin dizlerini ovalıyor/ ellerin birbirini kovalıyor
ay çarpmış beyazlığını gün yarısı
yonca yoluyorsun yanıkların buz tutmuş
ne oldu sana/acemi avcı gibisin fişekliğini evde unutmuş

Devamını Oku
Mine Özdemirtaş

Kalbim bir yerlerde kalmış, Ruhum başka bir yerde.
Aklımı da geçenlerde, Yem yaptım güvercinlere.
Sakın! Aldanmayın ışıyorlar diye; riyakar gözlerime.
Onlarda gideli çok oldu. Nicedir, bende değiller.
Kimim kimsem yok. Bir ben varım, bir de nefesim
Peşimde dolanan gölgeyse; bedenim işte.

Devamını Oku
Mine Özdemirtaş

Yollar yürümekle aşınmaz şair
neden oyalanıyorsun bir ileri bir geri..?

Tereyağından kıl çekmek kadar kolay olmasa da
kurulamamış otağın pişememiş aşını ikram etmek için
donatılamamış sofralara konuk etmek beyleri

Devamını Oku
Mine Özdemirtaş

Tanrım!
Bu kadarı bana fazla.
Yarısını geri al.
Dediğinde kral;
Maiyetindeki maymunlar;
Onu anlamadılar.

Devamını Oku
Mine Özdemirtaş

gece geceyi gebe bıraktı
cenin uterusu parçalıyor çıkarken

mezarların üstünden geçiyor filler
kırk bir pare top atışı yapın
timurlenk son seferden dönerken

Devamını Oku
Mine Özdemirtaş

Gün,
Işımaya dönüyor artık,

Yorgunum,

rüzgar kovaladım

Devamını Oku
Mine Özdemirtaş

Dün gece acılarla uyandım yalnızlığın morgunda.
Görünmez bir el seni çalıyordu pişmanlığın orgunda.
Geri dönüyorum salkım söğüdüm. Geri dönüyorum mor sabahlara.
Ateşe sür cezveyi, mürdüm eriğim, toz pembem beni karşıla

Devamını Oku