Gök kubbede seda, yedi minare görürüm.
Aleminin üstünde mahçeleri görürüm.
İlahi davet, mümin kullarını görürüm.
Diz kırıp da bekledim kokusunu huşunun.
Damar altlarında sessiz bir ağ örülüyor.
Beni savun, dengele; iyileştir bu defa.
Temizlenmeyen her bir acı ödem oluyor.
Beni savun, dengele; iyileştir bu defa.
Gönül fethedip, makus tarihi yenmek olmadıkça vazife
Biz şair ve yazarların kaleme aldığı her bir sahife
Ya tarihin tozlu rafında unutulmaya yüz tutacaktır.
Tefekküre dal sen yine,
Kalemini al sen yine,
Yaz, sözünü sal sen yine,
Kal, hep hoşça kal sen yine.
Şirinköyde bir düğün bir bayram havası
Cemreler eşliğinde ilkbahar geliyor
İçenin kanamadığı, derdin devası
Abı hayat suyunu dağlardan salıyor
Dünya bir han ise, bizler bir yolcu,
Menzile varacak yol yavaş yavaş.
Kimi sağcı olmuş, kimisi solcu,
Gerçeği görecek kul yavaş yavaş.
Biz, senden payımıza düşen bir nur damlası
Sen, noksanlıklardan münezzeh, En-Nur imlası
Yazmışsın alın yazımızı eşsiz hünerle
Mesut kılmışsın bin bir tenle, her bir beşerle
Baktım bir telaş bir kavga, hoşgörüler uzak...
Herkeste haklılık payı var; sahi neydi hak?
Hangisini varsam öteki buna müstahak.
Buldum kendimi yurt; tuttum hakkını kulunun.
Hasret esaretlerinden kurtulup vuslatlara ereceksen
Parmaklığı özlemden mahpus dünyanda kalmayı razı mısın?
Bir ümit işte, maşukunu bir kerecik bile göreceksen
Dert sofrasında aşkla sabır suyundan almayı razı mısın?
Benlik, aidiyetin başladığı yerde son bulur.
Nasıl hayat sürüyorsan o halde ruhun kabz olur.
Kendini yaralı bir ceylan gibi mi görüyorsun?
Yoksa aslan olarak bir ceylanı mı yürüyorsun?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!