ölü bir başak tarlası gibiyim
canım acıyor...
bu aşk acısı yüzünden olmalı bu
canım acıyor...
zaman geçmek bilmez kalbime,
aşk gelmek bilmez kalbime,
Yaşım kadar ölmüşüm ben
Yaşamış mıyım kime ne
Kim sorar canımdan mı öte
Geç kaldım kendime
İyi olsam herkese
Kötü olsam kendime
Bir memleket keşfettim
İnci inci döküldü yüreğime,
Sırtladım tüm doğayı içime,
Çok görkemli kaleleri,
Gün batımnın en güzelini,
Edinburghun tadıydı bu...
Adam,
Mim yüzler görüyordu,
Göçmen kuşların suretlerine irişmiş
Yüzler,
Yüzler
'Nasılda mutlu mesutlar': diyordu, kendi kendine.
Olur da bir gün bana saygın yüz çevirirse benden,
Benim sevgim bakidir amma, gönlüm incinir senden.
15.12.13.
Konuşuyorduk öncesi,
Sonrası suskunluk...
Gözlerin derinleşmesinde ki;
Kah kahalarımız var oluyordu,
Gülhane gülü,
Sanki yokmuşum gibi nefes alıyorsan, yoksundur.
Zavallı,sinir bozucu varlıkları kovalamak mı isterdin?
Ama bu asilliğine hakaret olurdu değil mi?
Neden susuyorsun?
Yoksa yoksa orası çok mu karanlık?
Sahi sen karanlığı da sevmezdin.
Bu üzgün yüz senin değil mi?
Yoksa ben de mi sana taşınmıştım?
Ben de mi seni göğüne, tırmanmıştım?
Yok ama yok,sen hiçbir yerde kalmamıştın...
Ve ben göğsüne hiç mi hiç, yaslanmamıştım.
Ve hiç sen de gözyaşlarım kurumamıştı.
Gel sultanım,gözyaşım gel!
Hurma dillim,canparem gel!
Yokluğundan varlığım kaçıştı benden.
Kainatı örten gece gibi, uzağım o aydınlık yüzden.
Gel gönlü gül kokulum,gel!
Gel zamanı susuşuyla hasret kılanım, gel!
Gösteri dünyası
Eteklerim çekildi...binlerce taş dizildi
Kulaklarım duymuyor seni,Pas tutmuş
Kıvrımlarım oluşuyor,dalga dalga oluyorum...
kahırede buyumek hakkınde sorularım var ıznınızden