Ne diyorum biliyor musun?
Hani bizim yaşadığımız bir öncemiz vardı ya;
İşte o öncemizi, ekimoz kokan meyhanelerde bırakalım.
Hem gerek yok ki,
O renkte kokmaya, keza yaşamaya.
Zaten yaşamamıştık ki bizi...
Duyumsuyorum sizleri,
en az kendim kadar;
varlığınız beni mutlu ediyor,
biliyorum ordasınız
ve sizlerde,beni duymanın
mutluluğu içindesiniz..
Öyleyse ölümlere de yüz çevirenlerden de korkmalı
Kederlere ve çiçeklerin solmuş yüzlerinede
Çünkü orada senin olmadığın harflerin
Ve mavinin gün doğumuda yoktu
Sancısı yeryüzüne yayılmadıkça
Ben ne o yüzü ne de pek uzak tanıdığım
Tüm beyazlıklar kan rengini almasaydı eğer,
Dünya nekadar saf bir şelale olurdu kimbilir..
Merak ediyorum içinde ki katliamları?
Soruyorum her seferin de, çığlık derecesin de bir sessizliğin var;
Bazen camın kenarına yaşlı bir ihtiyarın gözüyle
Bakıyorsun.
Anılara yaslanıp,
seni düşünüyorum..
Çocukca olanaksızlıkları,
kaygıları içimde,devrimleştiriyorum..
Geçecek bu yalnızlık;
Şimdi konuşmak vardı seninle
Sadece bir anlık yaşar gibi
Ancak mümkün mü,
Senin dünyanda denizler çoktan kurumuş
Ve öyle bir çöl salmışsın ki
Ne bir balık ne de bir inci hoş kalır yanında
Elini uzalt hadi,tüm geceyi birlikte tutalım,
Şehrin kızıl şarabını yudumlayalım,
Hep bir ağızdan şarkılar sóyleyelim ateşin başında,
Bırakalım yalnızlığın elini,yüreğini;
Bırakalım başkalarının kimliği olsun yalnızlık,
Bu gece ve diğer geceler.
hatırlat kendini
Mesela bir masa ol, bir sandalye...
Bir kivi ol dudaklara ekşi ama sağlıklı...
Mesela iç çekişim ol,
Yorma beni,sancım ol...
En küçüğünden çık yukarı,
Gerçekten ihya oldum,
Ölüme önüm dönükken...
Ve ne asilzadeyimdir ben,
Bilemezsin sen...
Ve ben senle oynaşırken,
Biliyorum ordasın,
Hem de öyle bir ordasın ki,
Asla geri dönmeyecekmiş gibi...
Sararmış fotoğraflar da kalmış yüreğin,
Hep orda yaşamışsın gibi,yaşıyormuşsun gibi
kahırede buyumek hakkınde sorularım var ıznınızden