Menekşe Gülay Şiirleri - Şair Menekşe Gülay

Menekşe Gülay

beni kalbine hapsetmiştin
sende ki sevgiyle..
ama baharım,
sonbahar oldu şimdi.
şarkılarda ise, hüzün var.
incinen gururum,

Devamını Oku
Menekşe Gülay

Sevdim seni, bir çiçeğe dokunur gibi,
Gülü kokladım çektim içime tenindi sanki.
Yağmura inat, ağladım öyle özledim ki.
Sevgin yaktı aşkınsa öldürdü be gülüm.

Bir fırtınaydın öyle estin ki coşturdun beni.

Devamını Oku
Menekşe Gülay

Yüreğimi verdim gidiyorsun uzaklara,
Ellerinin sıcaklığı hâlâ avuçlarımda,
Kollarında ki bedenimse yangınlarda,
Dudaklarımda kalan busen yanarcasına.


Devamını Oku
Menekşe Gülay

şerefine aşkım, içiyorum bu gece.
kadehler sıralandı.
yalnızlık, arkadaşım yine..
her yudum da aşkın, sevgin,
benimle.
gözümün önünde hayalin,

Devamını Oku
Menekşe Gülay

hava nekadar karardı.
içimide zifiri renge
boyadı sanki..
ruhum zaten bunalımlarda.
bir de karanlık..
aşkla oyun da gibi,

Devamını Oku
Menekşe Gülay

Karanlık gecelerden aydınlığa çıkaran sesin,
Ümitsizliklerimi yok eden, mutlu gülüşün,
Hayatı toz pembe gösteren yosun gözlerin,
Yokluğunda üşütüyor beni artık sevdiğim.
Çaresizliğime yanıyorum an be an.
Tek umudum kavuşmaktı o da yok şu an.

Devamını Oku
Menekşe Gülay

hayatımda sevmedim
hiçkimseyi.
kıskanmadım böyle,
delicesine..
bir seni sevdim,
bir seni kıskandım

Devamını Oku
Menekşe Gülay

Nezaman özlem duysam sana,
içim bir hoş olur yanarcasına,
ruhum şaha kalkar sanki,
bakar kalırım arkandan, sarhoşluğuma..
bitmez bu sevda, çünki sensizliğe borcum,
yokluğundan ise alacağım var.

Devamını Oku
Menekşe Gülay

Bu gece, seni haykırıyorum dünyaya,
Sevdiğimi söylüyorum bütün yıldızlara,
Yalnız benim olduğunu bilmekte güzel,
Doyasıya yaşıyorum sevgini, akşamlarda,
Her an yüreğimde hissediyorum seni,
Batmasın bu dünya bitanem batmasın,

Devamını Oku
Menekşe Gülay

Akşam karanlığı basmak üzereydi. Hava da öyle soğuktu ki.. Hertaraf kar içersindeydi. Neyse ki patika yola uzanan ağaçlar, yola karın yağmasını az da olsa engellemişti. Uzaktan kurtların sesi insanın kulağını tırmalıyordu. İbrahim yürümekten nefes nefese kalmıştı. Köye ulaşmasına bir kilometreden fazla vardı. Git git yol bitmiyordu. Bir de kurtların daha da yakınlaştığını hissediyor korkuyordu. Böyle düşünürken halsiz bir şekilde, ayaklarının neredeyse sürüklendiğini farketti.

Aniden az ilerde birşeyin yattığını gördü. Beyazlarla bütünleşmişti yatan şey. Birden bir korku sardı yüreğini.. Bakmadan geçmeyi düşündü. Ama yapamadı. Ya baygın biriyse, yerde yatan yaşlı bir adamdı. Eğilip adamın yüzünü yarıya kadar kapatan kaşkolunu açtı. Köyden tanıdığı biri değildi. Yetmiş yaşlarında, uzun sakallı bir adamdı. Eğilip soluk alıp almadığına baktı. Adam sanki soluk almıyor gibiydi. Ölmüş bu ya..ölmüş diye düşündü birden. Daha da korku sardı bedenini, titrediğini hissediyordu. Herzaman ölümden ve ölüden korkmuştu. Nedenini bilmiyordu ama bu çocukluğundan beri öyleydi.

Ani kararla yoluna devam etmek için bir iki adım attı. Birden bir hırıltı duydu. Kurt sesi mi bu? Yandım parçalayacaklar beni diye düşünürken, bırakma beni nolur diye adamın sesini duydu. Arkasına döndüğünde alacakaranlıkta adamın kımıldadığını gördü. Geriye dönerek adama eğildi.
-Sen de kimsin amca? Burada yalnız ne arıyorsun?

Devamını Oku