yine aktı deli gözyaşlarım,
ama bu sefer mutluluktan.
her an aşık olabilirim sana,
gözümde ki yaşlarla.
içimde ki heyecan o kadar çok ki,
büyüyor dalgalar gibi.
gökyüzünde yıldızlar
ne güzel parlıyor.
gözlerinde ki ışık gibi,
aydınlık cıvıl cıvıl.
bakışın ne güzel,
içinde kayboluyorum gözlerinin.
bak, yine uyuyamıyorum işte.
gün ışığını gösterdin bana yine.
uykuya hasret bıraktın acımasız sevginle.
böyle bir aşkta yaşanır mı kalplerde.
uykusuz gecelerimin perisi misin söyle.
neden kendimi verdim bu sevgiye..
bugün içimde acın,
taptaze annem.
çünki bugün doğum günün.
kalbim kanıyor.
yıllarım sensizlikle geçti.
seni düşünerek..
herkes bir arayış içinde,
çıkar yol arıyorlar bulmak için,
yıllarını bu yollar da harcıyanda çok.
aradığını bulamayanda..
ne aradığını bilmeyenlerde.
herkes birşeyler arıyor bu hayatta.
arkadaş, aşık olmak iyi değil bu zamanda,
olan bir, olmayansa bin pişman bu dünya da.
seni kızgın ateşe atmışlar yada yakmışlar.
hiç farkı yok yine yanan sensin orada..
değer mi bu güzel hayatta, aşık olmaya.
herşeye aşık ol ama, bir insana asla.
Ahmet dede dağın tepesinde küçücük kulübesinde yaşıyordu. İki koyunu, bir ineği ve tavuklarıyla gününü geçiriyordu. Bembeyaz saçları ve uzun sakalıyla, hemen dikkat çekiyordu. Haftanın bir günü köye iner, yanında götürdüğü yumurtaları ve bir güğüm sütü satar,ihtiyacı olan yiyecekleri alarak, kimseyle konuşmadan kulübesine geri dönerdi. Köydekiler Ahmet dedeyi merak eder, suskunluğuna ve yanlızlığına anlam veremezlerdi. Birgün köye ilçeden araştırmacılar geldi. Köy halkıyla konuşuyorlar, köy hakkında bilgi alıyorlardı. Araştırmacılardan birinin gözü, dağlarda ki kulübeye takıldı. Köy halkına, kulübede yaşıyan biri varmı? . Diye sordular. Köy muhtarı,
-Ahmet dedenin orda oturduğunu, Haftanın bir günü köye geldiğini söyledi.Yumurtalarını ve süt satarak ihtiyacı olan şeyleri aldığını anlattı. Ama hayatı hakkında bir bilgim yok. Dedi.
Araştırmacılar, Ahmet dedeyi merak ettiler. Dağa nasıl çıkılır diye sordular. Köy muhtarı,
-Ben sizi götürürüm dedi.
Muhtar ve iki araştırmacı, dağda yürümeye başladılar. Yarım saat sonra yorgun bir şekilde kulübenin önündeydiler. Kapıyı çaldılar. Ahmet dede, şaşkın ifadesiyle karşılarındaydı.. Ahmet dede şaşkındı. Kendi hiçkimseyle konuşmadığı için., ziyaretine hiçkimse gelmezdi. Gelenleri bahçedeki, sedire buyur etti. Aceleyle kulübenin içine girdi. Tekrar göründüğünde, elinde bir maşrapa ayran vardı.
- İçiniz efendiler yorulmuşsunuz dedi.
Sevgiyi ararken bulduğumu sandım.
Kendimi kaybettim ama yanıldım.
Umudumu yitirdim düşüncelerimde.
Çaresizliğimle kaldım bak işte.
Aldatılan kadın, ben miyim yine.
Umursamaz tavrın beni deli ediyor.
Gülmek nedir ki gülmeyi bilmezsen eğer.
İçinden ağlamak gelirse nasıl gülesin.
Ömrün üzüntüyle geçtiyse, gülebilir misin.
Gülmek dost derler insana, tabii gülebilene.
Hayat insana acımasız davrandıysa,
İçinde ki kin, nefret ağır bastıysa,
sevginden kendime, dört duvar ördüm.
aşkımı bu duvarların arasına gömdüm.
odanın ortasına kalpten bir havuz yaptım.
gözyaşlarımla bu havuzu doldurdum.
ikimizin hayaliyle süsledim odayı.
aşkım, gül bahçesi yaptı her yeri.




-
Yusuf Değirmenci
-
İbrahim Halil Akın
-
Hilmi Serdengeçti
Tüm Yorumlaryine sevda ile sitem mayalaması bir ürün olmuş tadından yenemez halde okudukca haz alınan bir sevda şiir daha gönlünde sevgi dolu dost yürekten kutluyorum menekşe hanım
HÜZÜNLÜ SEVDA YÜKLÜ ŞİİRİ YAZAN SEVEN YÜREĞİNİZ USLANMASIN
SELAM VE SAYGILARIMLA
Şiir ve hikaye kitabını büyük bir zevkle okudum.
Yüreğine sağlık