Ava çıkma, hava bulanmış gene
Bulut inmiş, içimdeki çayıra.
Ava çıkan avcı; avlanmış gene
Yormak gerek, işlediğin hayıra
Ay doğar içimde, odalarıma
Yorulan adımın tutar elinden
Şikayet etmeden uğrar her gece
Ellerime aşk boşaltır derinden
Tohum toprağa düşerken, beklenir kışın sonu
Ölümlü günden kalan; dirilişin bestesidir
Toprak anadır, tutar elinden, kaldırır onu
Bu koşuşturma, Koca Çınarın ayak sesidir.
Içimi sardiginda her dikenli kördügüm
Kimdi, ilk baktigimda aynalarda gördügüm
Kimdi bahçemde mahrem çiçeklerle büyüyen
Gecelerimde durup gündüzümde yürüyen
Gözleri topragimda gül kokulu bir nehir
Bakislari günesi arayan pervanedir
Ay bakışlı bir devir kapımızda dirilsin
Her mukaddes beldeye o aşk ile girilsin
Adalet sancakları dalgalansın göğünde
Vatanımın kokusu yeryüzüne serilsin.
Mahrem gecendeyim, kapında aşık
Çaresiz bir derdin hükmünü yazar
Hüsran mahşerimdir, dilim dolaşık
Gün ışığım tebessümünden sızar
Ey nihan olmayan güzel, tahtında gözüm yok
İçimde esen deli rüzgârlarıma sözüm yok
Sabahımda doğan güneşimsin, doruklarıma
Akşamları sel olup dolarsın oyuklarıma
Gökşahlanan şafağıma hükmeden ferman
Kâvl-i sâdık olan merdâne, emn ü emân
Nazargâh-ı ümmetsin, maşûk-i sitârem
Dâsitânla demlenen bin yıllık dermân
Gökşahlanan şafağıma hükmeden ferman
Dar-ı ukbâ uğruna mübârek seferdesin
Karanlığımda kaybolurken gözlerin
Kurumuş dal gibi olurum
Yeşermemiş, kal gibi
Kayboluşun nedenimdir
Göklerimde ay olurken gözlerin
Ayrılırken senden
Bir ömür bıraktım yakınlarına
Yamaçlarında bakışlarım öksüz kaldı sevgili!
Benimle soluyorken yarınlarını
İzler bıraktın avuçlarıma




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!