Ayasofya'm!
Unuttuk seni
Meydanlar sessizliğe büründü gene
Ey Fatih'in emaneti!
Emeğini zayi ettik
Yüreğimizi sıkıştırıyor mengene
Adamlar bilirim
Kan gecelerinde sabahlara vuslat türküsü
Yeryüzünün gözlerinde sevdamın ak görüntüsü
adamlar
Güz bulanmış sözlerinde eylülleri büyüten
Her bir kırışığı tozlanmış değer
Alın teri sarmış kırk yamasını
Harabe sen değil; bizmişiz meğer?
Görebilsek, adamların hasını.
Şiir dolar şimdi arkı şairin
Şu duyduğun acı şarkı, şairin
Akıyor bak! Evi barkı şairin
Dermanımız kime soralım gönül?
İçimin yokuşlarından geçerek ulaştığım,
Soğuk, sıcak demeden dağ, tepeler aştığım.
Aksakallı, gün geçirmiş, Ulu ozan, şehirler,
Taşlarını konuşturan, ezber bozan, şehirler.
Sımsıcak dokunuş, atan kalbimsin
Dost bakışlı insanların yurdunda
Huzur, neşe ile hüzünler dinsin
Ülkem koşar, insanlığın derdinde.
Tarih tüten seyyahların hikâyeni anlatır
Her bir köşen, mesken tutmuş garipleri ağlatır
Çağlar aşan adımların izlerinde yürüdüm
Hüzün şehrim! Gerdanını ıtır ile bürüdüm
Sahipsizlik mahzeninden çıkacağın gün olam
Gözlerime eğilince, izlerinde kayboldum
Vadilerde gezer ruhum, akşamdır
Sabır yıkar bedenimi, yoruldum
Elin değdir, dondu puhum, akşamdır
Sür gecemi, ekinlerim büyüsün
Aklın tasavvuru sığdır, sürç-ü lisânda şimdi
Varlık evine konukken neden nisyânda şimdi?
Adanmışlardan olmaya bunca nîmet var iken
Görmez olmuş azameti, bir de isyânda şimdi
Yâr!
Yanar yer, yanar gök, ateşimden
Aşıklara ses verecek çöl benem
Hazar ağlar, koşar, gelir peşimden
Damarını besleyecek göl benem




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!