Zorbalık resmeder geçimsiz dünya
Yaptığı tabloda; bin bir suratlar
Soğukluğu deler bütün sözlerim
Şahit olur yıldız, içli bulutlar
Fırçadan kan damlar memleketime
Gizli ağlayışlarım birikir de birikir
Sel olur, öfkesini kusar; sebebim diye
Kalemin uçlarından âleme dökülür kir
Kaynağından akmayan düşünceye reddiye.
Kuru bir rüzgâr eser
Savrulur yapraklarım
Bahtımı sürgün keser
Çiğnenir topraklarım
Kara bir kış süzülür
Gün tükenir, bir ben kalırım kaldırımlarda
Yıldızlar bürür gecemi
Kervan bekler yüreğim
Zamana sitem yükler fırtınalar, hasret yazgım!
Ufukların gözleri yağmuru konuşurken
Uzan bulutlara yüreğim, haydi dokun
Bekletme içimdeki bekleyen susuzluğu
Belirgin çizgilerle kıraçlığındır; korkun
Yeni gün, kabusu karanlıkların
Yarını aydınlık tüm kıtaların
Cengaver süvari meydana iner
Kabirleri şenlenir tüm ataların
Fitnenin belini kıracak zaman
Yürüyorum adımlarım sensiz ve sessiz
Renkleri sarıyorum, renkler kimsesiz
Ben yağmur kokan akşamların
Siyah pelerinli gece bekçisi
Adımlarımı hissederken kaldırımlar
Ay gel eder, gözleriyle
Yol tükenmez, ben üşürüm
Gecem tutan sözleriyle
Yâr aşkına görüşürüm.
Ağlayan şu gönlümüzde kalıntıdır şimdi adın
En nadide rüyalar dır sevdamızdan kalan yadın
Yakıyorken güneşimiz karanlığın ötesinden
Bozgunu mu okuyorum çaresizlik bestesinden
Ederi yoktur dünyanın, görüntüye aldanma
Bir nefeslik yol demez, adımlarsın yerleri
Hazine sensin, bil, eski deyip budanma
Besmele çekip; yücelt, kaybolmuş değerleri.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!