Bak şafak bekleyen yüzlere, bir bak
Bakışların taşıdığı rüyayı seyret
Kader çeşmesinden dökülünce hak
Seherden sabaha ulaşır gayret
Kokusundan eser hüznüm, matemim
Çölün rüzgarıdır dağıtan beni
Burkulurum, kalbim seninle yetim
Bu ne kin Ya Rabbi; ağlatan beni?
Ol ulu dergâh'tan payeni aldın
Yolları kör dağlarının
Saçlarına düşmüş eylül
Pas tutmuş rengi sevdanın
Uslanmaz mısın be gönül?
Bu akşam; ufuklar sessiz
Bu akşam; umutlar sensiz
Dalıp gittim uzaklara
Süzüldü türkü dilimden
Bedenim düştü elimden
Felek, tüm yükünü çektirir bana
Arzu-mihnet etmem gene de o'na
Hakikat yolunda gelindi sona
Nice bir kem söz var, naz etme gönül
Dünyanın bitmez mi cevr-ü cefasın
Açmadan toprağa düşmüş yatanlar
Nurani çehreler, aydınlatanlar
Her bahar yıkanır bedeni, dağın
Yitik düşlerimi canlı tutanlar
Kokunuz cennet'ten bir misk'ü amber
Sevgili!
Oruçludur yüreğim sana
Beklerken, ezan gibi neşemsin
Gitme, göklerimde yankılansana
Her gün, nazar kıldığım Şems'sin
Uykularım zehir eden günahım
Gözyaşınla sele dönsen ne çare?
Harfler ülkesinde dinmiyor ahım
Kül oldu yangınım, sönsen ne çare?
Ne çare hey, ne çare?
Gurbetin akşamı sabahlar yakın
Durmak yok yiğitler, seherden kalkın
Zalimin koynunda acı kahkaha
İntikam mı acep vermeli ruha?
Bir direniş kıvılcımı belirir yasakların üstüne
Çaresizlik çözüm değil
Umut ekmek toprağımın bağrına
Ak saçlı dünyanın yazgısıyız biz
En koyu korkuların ardında bekliyorken şafaklar
Yüzlerce yılın birikintileridir; yaşadıklarım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!