Ey Türkoğlu, devletini bil.
Bil ki ilini dağıtmasın kimse.
Ey Türkoğlu, dilini bil.
Bil ki diline zehir salmasın kimse.
Ucuzladı herşey Onur, haysiyet ve şeref.
Pahası biçilmez değerlerin,
kıymeti bilinmiyor artık büyüklerin.
"Evladım düsturlu giyin" desen
Ya gericisin yada yobaz,
Nereye gitti o ağır başlı delikanlılar?
Bir baksan yeşil. Bir baksan Sarı
Kızartmaz yüzünü arsız damarı
Sadece kırmızı renge yabancı
Karga gibi öyle gözler darı
Ülkemin dalkavukları.
Devleşir hatıralar bugün zihnimde
Bayrakta yel oldunuz vakti seherde
İhanete gebe dolunaysız geceler
Köşeleri tutmuş vampir dişli ceteler.
Sarmış her yanı Moskof'un, itleri
Bir kundura ayakkabı, bir tesbih, bide tütün tabakası, benimle kalan. Senin gibi güzel ve değerli.
Şimdi uzaklardan doğan bir yıldız gibi, sadece gecemi aydınlatan sen; uzak şehrin yabancı sakini.
Ben, başkentin avare emmisi. Ayrı şehirlerin sessizliğinde
Birbirine uzak iki hatıra gibiyiz.
Bir annenin ninnisi gibi düşer toprağa sesimiz,
Bir babanın helal lokması gibi yoğrulur alın terimiz.
Bu toprak, yalnız taş ve toz değildir;
Kimi zaman gurbetten dönen bir evladın gözyaşı,
Kaba insanlar çıktı hep karşıma
Beni onlardan sayma.
Belki bir tarafım yaban arısı,
Beni bal yapmaz sanma.
Yağmur yağmasa tatlanırmı tabiat
Toprak verirmi taze başakları
Ağaçlar yeşil,yeşil bakarmı gökyüzüne
Yağmur yağmasa temizlenirmi vicdanlar
Kuytu köşelerde açan çiçekler gün yüzüne çıkarmı?
Yağmur yağmasa.
Geçmişin izleri canlanıyor içimde,
Bir anı, bir bakış...
Düşüyor aklıma seninle geçen günler.
İçimde kıpırdanan o eski arzu
Sessizliğimi delip geçiyor
Susturamıyorum, bastıramıyorum.
Bulamıyorum alemdeki yerimi
Âlem mi harab ben mi viran
Çıkar sırrından benliğini
Gör bakalım alem mi harap sen mi viran
Sır’da hapsolmuş benliğim
Kurtulmak mı harab kurtaramayan mı viran




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!