Ne tat alırsın ırmağın suyundan
Ne haz duyarsın dağın kuşundan
Gafil ömrümüzün bitmez yokuşundan
Yorula, yorula çıkarız bir gün.
Bir hayal kurmak bu kadar mı zor olur!
Nasıl düşlere dalıyor insan
Bir kömür madeni derinliğinde
Şimdi kursam bir hayal,
Sarardı yine yapraklar Dalında,
Göçmeye hazır kuşlar gibi.
Hazan mevsiminin hüznü sarar içimi
Kabuk bağlamış yaralar yine sızlar
İnce bir sızı kaplar zihnimi.
Her zerresin de seni hatırlatan,
Bir gurbeti Sarar gönlüm
Nefsi mutmain olmuş değilim.
Her anım her günüm çile.
Gel pirim himmet eyle.
Beni darlayan bu mecalim.
Ben sağlıklı bir hayat süremedim ki…
Kalbimde özlemin, zihnimde hayalin;
Düşlerimde gidişin kaldı.
Hep bir yanımı eksik bıraktın.
Sabah kuşların ötüşü
Seni hatırlatırdı bana.
Karşında işte idamlık mahkum.
Sensizliğin ilmekten farkı yok.
Hayatım sanki bir zavira zindanı
Ne ben yusuf'um, ne sen Züleyha
Sultan olmayı da arzulamadım Mısıra
Ah ihtiyar adam; basto'nun dan öpmek istiyorum seni!
Nice yüklendim dünyanın çilesini.
Nesiller geçti zaman çürüttü bedenleri,
Bir et parçasına çevirdi en değerli mücevheri.
Ah ihtiyar adam; mezar taşından öpmek istiyorum seni.
Ne taşıdığını bilmeyen er, kafasız serseri.
İnsanlar gördüm maddeye aşık
arabasına, evine aşık.
tuttuğu takıma, fırkaya aşık
insanlar gördüm suratı asık
oğluna gülmez, kızına gülmez
çilesine memur eşine asık.
Katran karası demler de,
Yeni çağlar bekledin.
Zincire vurulsa da denizler,
Bütün ihtişamınla Fatih'i gözledin.
Kaybolan mezarlar gördüm
Kabristana gidip geri dönmeyen tabutlar.
Tek giyimlik abanın adıdır kefen
Secdesiz kılınan namazlar gördüm.
Hani gençliğini nerede harcadın?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!