Ah ben bir taş olsaydım,
Taştan katı olasaydım.
Bir çocuk atsaydı beni düşman tankına,
Orada paramparça olsaydım.
Ah ben bir yaş olsaydım!
GAZZELİ ÇOCUK
Nerede meyve açan ağaçlar,
Yıkık duvarların arasındamı?
Bak un bekleyen çocuklar,
Birazdan susacaklar.
Küçük mahallelerde,
Bahçesinde meyve ağaçları olan
Gecekondularda yaşamak güzeldi.
O komşuluklar güzeldi,
O arkadaşlıklar...
O yaşanmışlıklar,
Gel Çay demledim,
İstersen sana bir şiir de okurum
Yıldızları dizelim bir salavatta,
Ruhum karanlık köşelere sürülürken,
Beni en ıssız yerde boğdun.
Onca sevenin varken,
Gelip beni mi buldun?
Yemin ettim düğümlü sevdalara,
Ah be yar;
yıldız gibi doğmanı beklerdim gecelerime,
Samanyolunu seyreder gibi
seyretmek isterdim gözlerini.
Gönlümün aydınlığı, gözümün nuru
Bir yakamoz gibi düşsen düşlerime.
Gidelim buralardan
Güneşin binaların arkasına saklanmadığı bir yerlere gidelim.
Açık denizlerin dalğalandığı gibi dalgalanan
Ağaçların olduğu diyarlara,
Saçlarını dağıtan rüzgarların,
Bulutların hemen kaybolmadığı diyarlara gidelim.
Giderken hep yaralı umutlar bıraktık arkamızda
Çocukların ulaşamayacağı ufuklara
Hatıralarımız yeşerir belki yokluğumuzda
Sahra'nın en ücra köşesinde.
Giderken hep düşlerimizi bıraktık arkamızda
Yitik düşlerimizi, ninnilere karışmış düşler.
Rüzgâr eser bir milletin özünden,
Kopmaz davalar doğar sözünden.
Yolunu şaşırmış düzenin gölgesi,
Örter üstünü uyuyan milletin.
Hakikat aramayan yürek daralır,
Yokluğuna dayanamaz düşlerim.
Mateme döndü gülüşlerim.
Hayallerim korkak, kaçtı karanlıkta.
İki adam girmişti koluna rüyamda
Götürdüler seni benden,
Bir Çağla ağacının altında.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!