Şiir vardır şırıl, şırıl şırıldar,
Şiir vardır sayha gibi gürülder
Şiir vardır edep, iffet cellâdı
Şiir vardır güneş gibi parıldar
Şiir vardır şairini pir eder
Esrarı, emânet aldığım zaman
Sırdır; sırrı ifşa etmek yakışmaz
Suizan haramdır dikkât et aman
Kusuru dişlere atmak yakışmaz
Ganîdir Yaratan ni’meti sonsuz
SOFİ-DERVİŞ AMEL BİR İŞ
Sofinin kurduğu köprüden geçip
Firdevse gir diyen derviş değil mi?
Sıratın üstünden kanatsız uçup
Cahime nûr diyen derviş değil mi?
Buyur sen Harmana çek te daneyi
Kağnıyla peşinden geliyorum ben
Hububatla ihya edip seneyi
Yoksulluk ne demek biliyorum ben
Gönül gülzarında açılan gülün
Her an ileri
Cengin dilberi
Sökülcektir
Küfrün ciğeri
Bu kutlu fasla
Elestte dikilen kutsal ağacın
Söyle bana kaç budağı dalı var
Evkatı hamsede vaki mirâcın
Uruc’una kaç bin çeşit yolu var?
Erler meydanında eri beklerken
Elestte dikilen kutsal ağacın
Söyle bana kaç budağı dalı var
Evkatı hamsede vaki mirâcın
Uruc’una kaç bin çeşit yolu var?
Erler meydanında eri beklerken
Mademki istedin; al birkaç satır
Cevabımız belki bar olur gardaş
İsterim şenlensin gönül ve hatır
Ahvâli hakikat har olur gardaş
Acılardır sâadetin ilâcı
Boynunda kırk haçla dönüyor hacı
Emir edilince, mümine, bacı
Toprağın altına dikildi gözler
Yürüyen odunlar, ayaklı olmuş
Bu hâllere ağlanmazmı erenler?
Eşşek semerini arayıp bulmuş
Palan, kolan bağlanmazmı erenler?
Şu acayip hâle bakmazmısınız?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!