Bir temmuz sabahı
Saçlarımda kışın beyazı toplanırken
Gözlerimde sonbaharın ağırlığı ile uyandım
Zihnimdeki ağır kelimeler düşerken
Kalbimin şefkatine dayandım
Ben senim
Sende susmuş dilsizim
Sana muhtaç bir çaresizim
Derdimin dermanını
Ben sende bilirim
Mehabetinin karşısında acizim
Hani tüm engelleri aşarsın
İncir çekirdeğinde takılırsın ya
İşte takılmışım,
Hayatın, tam orasındayım
Rüzgâr esermiş geceleri
Hava birden soğurmuş
Biliyor musun?
Ankara ağlıyor gidişine
Sen ise hiç aldırmadın
Ne Ankara’ nın gidişine
Nede benim dur deyişime
Biliyor musun?
Yine bir gece vakti yıldızları izliyorum
Boğazım düğümleniyor işte
Konuşamıyorum anne
Yastığıma düşmüş, hayallerimi ıslatıyor
Sağanak şeklinde akan gözyaşlarım
Kokun vardı hala odamda duruyor
Bilir misin?
Ekmek kokuları arasında seni aramanın
Nasıl bir duygu olduğunu
Bilir misin?
Gecenin en karanlık vaktinde
Yolumu bulmak için
Bu gece yolcuyum
Şehrin en karanlık yeri çağırıyor
Yalın ayak patikalardan geçiyorum
Tenimde rüzgârın ürpertisi
Dilimde mavi bir ıslık
Gecenin türküsünü çalıyorum
Avuçlarında birikmiş bir bahar uykusu,
Baharı mı çaldı, yoksa papatya mı toplamıştı?
Daha demin geçmiş belli ki bu patikadan,
Havası dağılmamış, kokusu tenimde kaldı.
Ak tülbent gibi serilmişti yeryüzüne yapraklar,
Her yanı çocuksu, her yanı beyaz bir masal.
Aynı şehrin farklı yerindeyiz
Aynı havayı soluyoruz
Birimiz nefessiz
Aynı yağmur altındayız
Birimiz nasipsiz
Özledim seni
Ben şairin oldum senin
İsmini yazdım mısralarıma
Sessizliğimin çığlığı oldun
Haykırdım umutlarıma
Gel desem gelemezsin
Gidişin kadar kederli




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!