Nereye baksam sen varsın
Gözlerinin parlamasını görürüm yıldızlarda
Bir rüzgâr esse
Düşen yaprağın süzülüşünde bulurum seni
Ya da denizdeki dalganın
Kıyıya vuran köpüğünün beyazında
Sanki parmaklarının ucu bir uçurum,
Diz çökmüşüm eşiğine, ellerini tutuyorum.
Saçlarının kıvrımında dolanan o rüzgâr,
Gelip vuruyor yüzüme, ben seni kokluyorum.
Öyle bir kimsesizlik ki bu, öyle bir gurbet.
Kimse bilmez kalemi, "elin" niyetine tuttuğumu,
Sana yolluyorum buradan tüm umutlarımı,
Rüzgârın kanatlarına takarak...
Bil ki o gün, rüzgâr bana senin kokunu getirmiştir.
Ve ben de sana, tüm sevgimle yeniden gelmişimdir.
Ya da tüm umutlarımı
Bulutların üzerine bırakarak yolluyorum
İyi misin diye sorma bana,
Bu soru, dilsiz bir uçurumun kıyısında,
İlk kez geldi çarptı bugün yüzüme.
Cevabı rüzgârın nefesinde saklı bir feryat gibi,
İyi değilim.
Suskunluğun hırkasını üzerime giymişim,
Hüzünlü başlamıştı gece
Karanlıkla beraber yeryüzüne matem çökerken
Bebeğini uyutuyordu bir anne
Minik elleriyle okul çantasını hazırlarken yeryüzü melekleri
Bir baba son defa izliyordu sevdiklerini
Çok dalgınım bu günlerde,
Gözlerim boşluğa takılıyor.
Zaman, omuzlarıma usulca çöken bir taş,
Sessizce ardımdan uzanıyor sayem,
Beni kendime saklıyor.
Sanma ki bu sevda dillerde mühür.
Ben kendi içimin kuytusuna çekildim,
Dağlara yasladım dilsizliğimi,
Sessizliğim bir halkın suskunluğuyken,
Yüzüm ise faili meçhul bir hüzündür gülüm.
Kendi yangınımdan geçip, sana döküldüm.
Kışların hiç baharı olmayacak
Çekip gidersen kadın
Isınmayacak yüreğim
Mevsimler öksüz kalacak
Sağanak şeklinde yağacak
Gözyaşlarım
Ve gözlerin düşer aklıma,
Gecenin karanlığında esen,
Bir meltem gibi
Bir rüzgâr değil bu,
İçimde yer değiştiren
Bir suskunluk, bir çaresizlik.
Her mevsim sen geliyorsun aklıma
Çiçeklere kokusunu sen mi veriyorsun
Her bahar farklı bir güzelliğe bürünüyorsun
Yeşeren yapraklar misali
Kışın kar tanesi oluyorsun
Bembeyaz yapmak için her yeri




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!