Dışarıda kar boran, dağların alnı ak ve kederli,
Yollar mühürlenmiş yârim,
Hava ayaz bir bıçak gibi keser teni.
Varsın buz kessin pencereler,
Varsın kapansın tüm geçitler,
Kuşlar kendi gurbetinde sığınacak yer ararken,
Bir genelge yayımlanmalı ömür takviminden,
Mevsimler ayrılığa göre değil, vuslata kurulmalı.
Mesela, özlemek mesai saatleri içinde olmalı,
Güneş batmadan bu iç çekişler bitsin diye
Ya da daha erken saatlere alınmalı.
Yastığa başını koyduğunda başlamasa bu ağır imtihan,
Bak gülüşümü aldılar yüzümden
Kapattım gündüzü, geceye gidiyorum
Aklımda gülüşün, omzumda hayatın yükü
İlerliyorum ağır ağır
Gözünün değdiği her yere gülüşümü bırakıyorum
Her adımda bir meltem çarpıyor yüzüme, ürperiyorum
Sen, gülüşünde baharı saklayan kadın
Kara gözlerine nasıl vuruldum
Bir bakışın düştü içime,
Kök saldı kalbimde bir papatya.
Saçlarına papatyadan taç takarken
Yeşerdi umut, sessizlik filiz verdi,
Sen gidince bu şehirden,
Mısralar yetim, kelimeler boynu bükük kalacak.
Kâğıt kaleme küsecek, mürekkep damarlarında donacak,
Şiirler öksüz kalacak.
Dili tutulacak gürültülü caddelerin,
Her köşe başında bir ayrılık ağıtı yankılanacak.
Öyle çok özledi ki bu yürek seni
Ne kokun gitti yüreğimden
Nede hayalin gözlerimden
Her sabah seni görmek istiyor gözlerim
O kadar alıştım ki sana
Ne kalbim uzak duruyor senden
Ne de ellerim
Seni seviyorum
Seni özlüyorum
Her derdin dermanı vardır aslında
Hem ağlarsın hem düşünürsün
Bir derdine bakarsın
Saçların beyazlar
Bazen yüzünü beyazlatır
Dert sandıkların
Her hüzünlü şiir yazdığımda
Kendimi koydum satırlarına
Her hüzünlü şiir yazdığımda
Bütün mısralarında can verdim
Her hüzünlü şiir yazdığımda
Kendimi hatırladım
Hüznüm yansıyordu
Aynaya bakıyordum
Kalbim duvara yaslanmış
Ağlıyordu
Ona soruyordum,
O cevabı söylemiyordu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!