Mehmet Halil Şiirleri - Şair Mehmet Halil

Mehmet Halil

Omzu kalabalıklar, emekliliği yaklaştıkça,
Daha yoğun takılıyorlar siyasi mesajlara…
Eskiden firmalarda ‘’Bekçi Murtaza’’ olurlardı
Şimdi kesildi, kestiler ayaklarının altındaki dalları.
İşsizlik kara bir gece gibi sarmış tepeden tırnağa…

Devamını Oku
Mehmet Halil

Ketene, kendire kota,
Pancara, tütüne kota,
Pamuğa, zeytine kota….
Sıra geldi insana.
Uyup Friedrich Nietzsche’nin aklına
‘’alt insan’’ çöpe atıyorlar

Devamını Oku
Mehmet Halil

Kitaba göre; ‘’Kul hakkı haram’’dı
Yaşama göre, zenginleşmenin ilahı
Bu ilaca saldırdı uyanıklar,
Kitapsız oldu canı yananlar.

Kul hakkıyla kazanılıyormuş

Devamını Oku
Mehmet Halil

Kendini mi keşfetmek istiyorsun?
Kelimelerin izini sür…
Dünyayı mı keşfetmek istiyorsun?
Kelimelerin izini sür…

Kelimelerdir en doğru yolu gösteren

Devamını Oku
Mehmet Halil

İnsanoğlu aslını çabuk unutuyor. Köyden gelip şehirde birkaç yıl yaşadı mı, kendinden sonra gelene köylü demek için can atıyor. Askerin, kendinden sonra gelecek tertipi, yediği tokatların acısını çıkarmak için beklediği gibi…
Bende köyden geldiğim için çok defa yüz yüze geldiğim bu olaydan sonra, nedir bu köylülük ve şehirlilik diye araştırmaya başladım sa da, tembelliğim yüzünden hep yarım bıraktım.
Şimdi yarım kalan bu araştırmalardan yamalı bir yazı çıkaracağım… Modaya uygun davrananlar yamalı yazı okumak istemeyebilir. Onları okuyup okumamakta serbest bırakıyorum. Ama benim gibi köylü olanlara okumalarını tavsiye ederim… Yani bu yazı hiç okunmamış demesinler.
Köylülük iyi mi, kötü mü? Şehirlilerle ortak yönleri var mı?
Bir rivayete göre köylüler elektrik santralı gibiymiş, şehirliler ise direkler ve dağıtım şebekesi… Yani şehirliler köylülerin üretimine muhtaç, nasıl santral olmadan dağıtılacak elektrik olmazsa, köylüler olmadan da şehirlilerin beslenecek gıdaları olmaz.
Şehirliler olmasa, yani dağıtılacak elektrik olmasa trafoya ihtiyaç olur mu? Yetitirilen ürünü alacak şehirliler de olmasa köylülerin hali ne olur?

Devamını Oku
Mehmet Halil

Krizlere kurban edilen yoksullar ve yoksulluktan kurtulma adına verilen kurbanlar.

Günlük olaylara dar açıdan baktığımızda haklı gibi görünen ve bizi yanıltan olaylara bir de
tarihsel süreç içinde bakmaya çalışalım. Neden her olayda hep yoksullar, hep yabancı uyruklular,
hep rengi kara olanlar suçlanıyor. Neden kadınlar, neden çocuklar, kısacası neden hep zayıf olanlar
kurban seçiliyor, kurban ediliyor?

Devamını Oku
Mehmet Halil

‘’İşkence insanlık suçudur! ’’
Ya işkenceciler insan değilse?
Bir kuduz köpek diş geçirince
Hemen koşarız veterinere…
Yaralı iğnelerle kurtulur da
Kuduz mahkumdur ölüme…

Devamını Oku
Mehmet Halil

Üreme organlarımızı adıyla anmak küfür müdür?
İnsanın ağız, burun, dil, göz mide, ciğer gibi organlarına yasak konmazken neden üreme organlarını adıyla çağırmak ayıp oluyor, yasak oluyor, hatta küfür sayılıyor? Yabancı dilde anmak suç olmuyor da neden kendi dilimizde konuşmak suç oluyor? İnsanın kendi dilini bu kadar horlaması yasaklaması neden? Kendi ana dilinden daha önemli bir sebep olmalı ki bu yasaklanabiliyor… Egemen güçlerin tek hedefi kar, kar için (para için) yapamayacakları hiçbir şey yoktur. Onlar için itiraz etmeyen itaat eden toplum gerekli, onun için insanı en zayıf yerlerinden yakalayıp itaate zorluyorlar. Kendi dillerini bile bunun için yasaklayabiliyorlar… Haz duygularını kontrol ederek elde ettikleri güç ve bu nedenle ileri sürdükleri ahlak kuralları ile topluluklar üzerinde kurdukları otarite onlara çok büyük avantajlar sağlamakta… İnsan en azından insanın yaptığını yine insanın değiştirebileceğini bildiğinden, bu ahlak kuralları, tanrı tarafında geldiği ve kutsal kitaplarda bulunduğuna inandırılarak, güç kazandırılmakta dokunulmazlık sağlanmakta. Bu ahlak kurallarının kökü bilinmediği için kutsal kitaplarla donatılarak insanlar birbirinin canına kıyabilmekteler… Töre cinayetlerine sebep olmakta.
Yanılmıyorsam Freud, dil ile ilgili ‘’dil devletin derisidir! ’’ der. Derisiz insan yaşayabilir mi? Aynı şekilde dili olmayan devlet yaşayabilir mi? İnsanın ‘’olmazsa olmaz organları da böylece yaşamdan uzaklaştırılmış, baskı unsuru olarak karanlık köşelere saklanmıştır. Bu nedenle de insanlar cinselliğini özgür olarak yaşayamaz. Tabu haline gelmiş. İnsanlar cinsel açlıkla terbiye edilmiştir.
Canlıların hayatta kalabilmek için üç yolu vardır; Beslenmek, korunmak ve neslini sürdürmek (üremek) . Bu ana damarları kontrol altına alarak sömürü sistemini denetim altında tutmak insanlar üstündeki baskının kilit noktaları olmuştur. Açlık korkusu, ölüm korkusu ve haz duygularını yaşayamama korkusu… Bunlar sıkı denetim altında tutulmuştur.
Kölelik döneminde kadınları köle sahipleri istediği gibi alıp satabiliyor, isterse önce kendisi ilişki kurup sonra kölelerinden kendi istediği biriyle evlendirebiliyordu… Bunlar topraktaki üretimin artırılması için onların isteğne göre ayarlanıyordu.
Yine bir dönem kadınlar çocuklarını memeden ayrılınca devlete veriyor, çocuklar devletin oluyordu. Onlar, anne sevgisi değil, ulus ve devlet duygusuyla yetiştiriliyorlardı.

Devamını Oku
Mehmet Halil

Milli prodüktivite merkezi
Sever yüksek oranlı işsizliği…
Sendikalar da burada gurur üyesi.

Dirine köprüsü bitmezdi
Asi İşçi lideri kazığa oturtulmasaydı

Devamını Oku
Mehmet Halil

Devlet için her yol mübah,
Servet için her yol mübah,
Soygun için her yol mübah,
Yaşarlar gül kokusuyla…

Yoksul için her yol günah…

Devamını Oku