Mehmet Halil Şiirleri - Şair Mehmet Halil

Mehmet Halil

‘’Mücadeleleri mücadelemize örnek olsun’’
diyoruz. şehitlerimize, her saygı duruşunda

Tarih bize şunu öğretti yiğitlerden…
Ölüm kaçınılmazsa kahretmesini bil…

Devamını Oku
Mehmet Halil

Hayat, mücadele ve yarıştan ibaret… Yarışı kaybedenlerin şiddete başvurduğu bir ülkede yaşamaktayız.
1980’de ‘’sosyal mücadele ekonomik mücadeleyi aştı’’ diye darbe yapanlar, Osmanlı devletinin içinden gelip Türkiye cumhuriyeti ile daha da oturan teamüllerle gelenekleşmiş terfi ve atamalarla devlete tümüyle hakimdiler. Konumlarını korumak için de sık sık demokrasiyi askıya almaktan çekinmediler. Yalnız 1980 darbesinden bu yana onbinleri aşan cinayetin sorumlusu oldukları günden güne daha da net olarak ortaya çıkıyor.

Cumhuriyet tarihinde ilk kez sivil siyaset, bu teamülleri bozarak etkisini gösterdi. Son otuz yıldır ‘sol’a vurulan en büyük militarist darbe olduğu halde, ‘sol’un önemli kesimi bundan rahatsız. Mustafa Suphi’lerin boğulmasından sonra bile İttihat ve terakki ideolojisinden ayrılamayan solun belli kesimini hatırladıkça bu da sürpriz sayılmaz…

Bu günlerde de ‘’ sivil siyaset militarizmi aştı’’ diye dişini bileyenler çok…

Devamını Oku
Mehmet Halil

Aynı yastıkta kocamaya söz verdik!
Yalan söyledik birbirimize
Ondan sonra çok yastık değiştirdik.
Kocamak gelmedi işimize…

Devamını Oku
Mehmet Halil

Arkadaşlar, önce bir soru sorarak başlayacağım
- Bir topal koltuk değnekleriyle alay ederse, daha iyi yürüyebilir mi?
- Hayır diyeceksiniz biliyorum…
Öyleyse her gün yaşadığımız sıkıntılardan şikayet etmek, bu sıkıntıları üreten sistemi küçümsemek,
veya sisteme küfür etmek, her gün her toplantıda aynı şikayetleri yapmak çözüm değildir. Önemli olan
şikayetçi olmak değildir. Hastalığı teşhis etmek ve tedavi etmek için, doğru ilacı kullanmak gerekir.

Devamını Oku
Mehmet Halil

Ölüm dişlerini göstermeye başlayınca insanlara, Onlar da, korkuyla, dua etmeye başlıyor tanrıya.
Eyyyy! Gücüyle kudretiyle tanınan tanrı
Neden aşkın kitaplarla, dualarla sınırlı?
Neden sana yapılan inancın korkuya dayanması?
Neden sevgiyle yazılmıyor bu alınlardaki yazı?
Neden sevgi oruçları, açlık oruçları, ölüm oruçları?

Devamını Oku
Mehmet Halil

Sorun nerede, çözüm nerede, nasıl bir çözüm… (Bölüm 1.)

İnsanca bir yaşam, insana saygı, demokrasi… sorunun köklerine inmemiz gerekiyor…
Sorun sistem, hastalığın teşhisi bizden önce de yapıldığı için özünde değişiklik yok. Diğer tali sorunlar da masa başında çözülmez, pratik içinde çözülmesi gerekir… yani hastalık yeni değil… yenilik yalnızca hasta hane sayısı azalırken, hasta sayısındaki artış…
Teşhiste sorun olmadığına göre, ya da asıl bizim konuşmamız gereken teşhis olmadığına göre,
tedavi sorununa gelelim.

Devamını Oku
Mehmet Halil

Avcılık, evcilleştirme, hayvancılık, göçebeliğin sonu ve yerleşik düzen, tarım, verimli toprakları seçme, sınırlar, sınırları genişletme mücadeleleri, köleler, güç dengelerinin bozulması, küçük sanayinin gelişmesi, basit üretimden birleşik üretime geçilmesi, ücretli köleliğe geçiş, sömürenlerle sömürülenler arasındaki uçurumun artması, kapitalizmin feodalizm karşısında güçlenmesi ve ulusal devletlerin oluşması, Kapitalizmin uluslar pazarına sığmayarak ulus sınırlarını aşması, uluslar arası sermayenin geri kalmış ülkeleri borçlandırarak pençesine geçirmesi, Uluslar arası şirketlerin birleşerek dünyayı kendi oyun alanlarına çevirmesi olarak Küreselleşme…
Evet! Ey kan emiciler, işte dünyayı da elinize geçirdiniz. İşte atacağınız son adımı da attınız. Aç gözlülüğünüz, doymaz iştahınızla, paylaşacak yer de bırakmadınız. Açlıktan kıvrananlar bir ekmek için çırpınırken, sizler dünyayla bile doymadınız. Dünyada bitecek çok yakında. Kendini yenileyemeyecek hale soktuğunuz bu dünya da kanserden nasibini alacak sonunda… Dünya da çaresiz kalıp ölecek sonunda… Ozon tabakasını deldiniz… Deldiniz dünyanın derisini, ama bir başka gezegen bulamadınız daha… Yumurtasının kabuğunu kırıp içinden çıkamayan civciv gibi, kendinizle beraber bütün insanlığı da öldüreceksiniz yakında… Karşınızdaki boşlukla, o sonsuz hiçlikle, yüz yıllardır açlıkla cezalandırdığınız o milyonlarca insanlar arasında sıkışıp kalacaksınız… Küreselleşme ile yaralarınızı saracak son hastahanenin acil servisinde, sizlere son kanlar da verilmekte… Bütün kredilerin, bütün kanların tükendiği son duraktasınız… Kendi mezarınızı kendiniz kazdınız… Son mekana hoş geldiniz… Şimdi sizi biriktirdiğiniz servetler kurtarabilecek mi?

Devamını Oku
Mehmet Halil

Süleyman Demirel anlatıyor. ’’ 12 Mart diye bir olayın olmasına sebep yoktu ama oldu. Kumanda heyyeti geliyor ve size muhtura veriyor. Düşündük taşındık Cumhurbaşkanına gittik. Dedi ki, ‘Bizi aştılar.’ Nereye gideceğiz? Bizim yapacağımız bir şey var: ‘Ey genelkurmay Başkanı, gel bizi al buradan.’
O zaten almayı kafaya koymuş. Bizim kafamız ise düz, ne koysak durmaz biliyoruz.
‘O şapkayı aldı gitti’‘’ diyor ya adam.
Şapkayı alıp gitmeyecektim de ne yapacaktım? Yani giderken telaşla şapkayı bırakacak halim yoktu ki. O şapka benim öz şapkam yani. Kime bırakacağım onu? Nekadar gerçekçi görüyor musunuz? Bu devlet onların öz malı değildir. Bu devletin onların şapkaları kadar değeri yoktur.
EY BU DEVLETİN GERÇEK SAHİBİ ÜRETENLER; EMEKÇİLER BUNLARI DUYUN VE UYUMAYIN, DEVLETİNİZE SAHİP ÇIKIN!
Siz canınızı verirken onlar şapkalarını bile gözden çıkaramıyorlar… Hocanın dediği gibi ‘’el sizin malınızı oyun oynayarak güder’’ Ve işte Kurtuluş savaşında Emperyalizmden canınız pahasına aldığınız bu topraklar, şimdi parfüm almak için satılıyor.

Devamını Oku
Mehmet Halil

En büyük korkum işkence
En büyük işkence yalnızlık
Servetim, insandır binlerce
Mutluluk bu! içimde ılık ılık.

Yaşamak istiyorum ben

Devamını Oku
Mehmet Halil

Doğaya sadece insan olarak geliyoruz. Suçsuz tertemiz… Zamanla suç makinesine dönüşüyoruz. Ve suçlarımızı affettirmek için tekrar tekrar suç işliyoruz.
İşte suçumuzu affettirmek için işlediğimiz suç! KURBAN.
Hayatımız hep paradoks… Yaşamın amacı bu zıtlıkları azaltıp mutlu olmak değil mi?
Haz almak için yaşamıyoruz mu?
Yaşamın amacı haz almak olduğu halde, cehenneme çeviriyoruz hayatımızı.
Kimi, haz almayı başka insanların emeğiyle kendilerine sırça köşk kurmak istediğinden, diğerlerini baskı altına almak için… Bir kısmı bu baskıya karşı kendini koruyabilmek için…

Devamını Oku