İnsan büyüyünce kendi gözünde
Kaftanı biçilince o bölgeye göre
Günahı görülmez deryanın içinde
Güler diğerlerinin diktatörlüğüne…
Maşa paslanmaz sıkan ellerde
Öper o elleri düşmemek için yere.
Sustada Sadi Kalemli
Hüsmen Durmuş
İblis saim Şahin
Bunlar gibi daha niceleri…
Oğlum Memed bunlara bakıp,
Umutlarını daha çok büyüteceksin
çocuklar eziliyor en çok savaşlarda
eğer çocuklar suçluysa
suçlu doğuran bütün analarda
eğer analar suçluysa suçlu bütün babalar da
geriye bir tek suçsuz kalıyor
savaşı körükleyen,
‘Sevmek cennettir’ diyordun şiirinde
O cenneti yaşattın, yaşadım sende
Cennette zaman sonsuzdur sandım
Bir rüya kadar kısaydı yaşadığım
Beni, balık gibi karaya attın
Şimdi çırpınırken cehennemde
Haberler bu kadar karmaşık olunca, çoğunluk da kaçar işin kolayına… Balığı yakalamanın en kolay yolu bulandırmaktır suyu… Bizim da yaşadığımız alan iyice bulandırılıyor. Ana sermayenin, yani bu gün uluslar arası sermayenin güdümünde olan iktidarlar ve onların güdümündeki haber kaynakları suyu bulandırmak için dört dörtlük bir kaynak… işsizlik, açlık, yaşamın dertleri, stres ve günün büyük kısmını ağır şartlar altında geçimini sürdürmek için mücadele eden insanların yorgunluğu, günlük hayata karşı, istese de kayıtsız kılıyor insanları… Bu sıkıntı ve yorgunluktan sonra, insan istese de, ne olduğunu merak etsede, bu yorgunlukla bütün haberleri okuyup, karşı görüşler arasındaki söylemleri değerlendirip doğru olanı yakalama şansını elde etmesi kolay olmayacaktır. Öyle olunca da, güçlü olanlar, yani iktidarların istediği sonuca, gösterdiği hedefe kilitlenmeleri kaçınılmazdır.
Türkiye belli bir hedefe hızla ilerliyor. Dünyadaki ülkelerin %65 şini kontrol eden ve merkesi ABD’de olan uluslararsı 50 şirketin siyasi yönetiminin başı Obama ile Türkiye’nin siyasi sözcüleri sık sık görüşüyor. Bu onur meselesi yapılıyor. Aynen bir zamanlar, 12 Eylül darbesinin zeminini hazırlamak için üst düzey yöneticilerin tetikçilerle görüştüğünde, tetikçilerin gururlandığı gibi… Tetikçiler aslında birer suçlu olduklarını biliyorlar, kendilerinin değersizliğinin farkındalar. Ama güçlü suçlularla ortak yönlerinin kabulü onları cesaretlendiriyor. Suçlarına ‘’devlet kılıfı’’ geçirilerek ‘aklanmaları’ onları heyecanlandırıyor. Saygın olması gereken kurumlar tarafından kabul görüyorlar. Nasıl gururlanmasınlar. Bu okşanan gururla en pis işlere bulaşıyorlar. Tabi nemalanıyorlar.
Bu hiyerarşi, egemen sınıfların çıkarı için tepeden tırnağa aynen böyle işliyor. Kimse detaylara girmiyor, arka planlarda dönenlere bakmıyor. Bu gün bir karmaşa içindeyiz. Haberler birbiri ile çelişkili… Ama Türkiye buna rağmen hızla öne doğru sürükleniyor veya kendi atılıyor.
Hani PKK avına çıkarken, o aşılmaz dağların diplerindeki yarıklardan nokta atışları yaparak, ‘teröristleri’ bir bir avlayan istihbaratlar nerede?
Şu haber sizleri düşündürmüyor mu?
‘’Türkiye’de, gazetelerin haberlerine göre; BM'nin uzun süredir arayıp da bulamadığı kimyasal silahların saklandığı depoların yerini belirlendi.’’ Yazıyor. Haberler
Bu kadar titiz olma Hafize
Daha kaç gün oldu cam sileli
Rüzgar esti toz kalktı diye
Ömrümüzü temizliğe mi vermeli?
Her oda kapısında bir terlik
Tanrım;
‘’Kara gecede
Kara taşın üstünde
Kara karıncayı görüyor.’’
Kulları
Birey olanların şımarıklığıdır bu
Birey olamayan mutluların karşısında
İnadına birey olarak dik duruşu…
Alışın be kardeşim
Başınıza, tezekten taç yapmaya…
Aynı ağaçtandır ok ve yaylar
Kök doğru yükselir de
İhanet eder bazı dallar
Bu var bu günkü hikayemizde
Dili ve kültürü yasaklandığı için
Aşkım beni ayrılıkla sınadı
Başımı vurduğum taşlar kanadı
Yandım! kül oldum, dostlar oynadı.
Yürek buna ne yapsın da dayansın
Ilık ılık dalga dalga damarım




-
Hasan Ateş
Tüm YorumlarSevdiğimiz bir abimiz kendisi. Bir grupta yayınladığı şiiriyle tanıdım kendisini. Mizahı kullanır şiirlerinde, bununla birlikte duygusal şiirleri de yok değildir. Popüler şiirleri de var, güzel tabi. Ayriyeten grup da kurdu sağolsun, ne de olsa mizah seviyoruz.