Böleriz ekmeği ikiye
Yemesi kolaylaşsın diye.
Bölüyoruz yine ekmek gibi..
Doğu, batı, kuzey, güney
Böleriz tarihi de,
MÖ… MS diye.
Ulama ile avukatın benzerliği…
Her ikisi de boşluklardan beslenir
Ulama; bilimin boşluklarında tanrıyı besler, tanrıdan kendi beslenir.
Avukat; yaşa boşluklarında karmaşa üretir, karmaşadan beslenir.
Fiyat tespiti yaptı belediye
İnsan sınıflara ayrıldı yine
‘’Üst-insan, alt-insan’’ diye
Avcılık yeteneğine göre…
Otuzbin lira ceza kesilmiş
İlk şiirden önce şiir yoktu
Tabi şair de
Ne zaman ilk şiir yazıldı
İkisi de oldu.
Eski şablonlara bakıp,
Küçük insanlar arıların barsak çıkışını yalar. Küçük insaların bu işi risklidir, zaman zaman onları arılar da sokar. Küçüklüğün verdiği sıkıntılar bunlar, katlanmak zorundalar.
Büyük insanlar, çaplarına göre büyük işlerle uğraşırlar, ünlü bürokratlar, ünlü yazarlar, (ünlü oldukları için mi yazarlar, yazar oldukları için mi yazar dırlar tartışılır) Ünlü medya mesupları… Bir de henüz ünlü olamadıkları halde ünlü olabilmek için yarışanlar… Büyük denizde boğulmal için kendini adayanlar… Onlar büyüklerin kalın barsak çıkışlarında yalanırlar. Yedi düvele bedel olduğumuz söylenmişse bu boşuna değildir. Bu yeni dinin, yeni kitabındandır. Değişmez ve mutlak bir kuraldır… Öğün, çalış, güven…
İnsanoğlu kusursuz değildir, zaman zaman dil sürçmesi olursa, bu büyük insanlık için çırpınanlardan çok onlara iş yetiştiremeyen kalın barsakların tembelliğinden veya düğümlenmesinden dolayıdır… Evelallah kalkınma hızımızdan anlaşılacağı gibi, büyük adamlar ve büyük adam namzetleri, KPSS sınavlarına hazırlananlar gibi, gece gündüz demeden çalışıyorlar, bu işte bir adım geri kalmak, Allah korusun, küçük adamların arasına yuvarlanmakla sonuçlanır. Bu da açlık kapısıdır. Dünya ekonomik kırizlerde kıvranırken biz dünyaya meydan okuyoruz. Dünya bize, aç kalmış bebeler gibi parmak ısırıyor…
Onlara hocaları der ki, ‘’Bu halk aldatılmayı hak ediyor! ’’ Bu iş de ‘’baş’’ olarak size düşüyor. Baş, şöyle böyle soğan başı değil… Çıraklık sınavını geçmiş, kalfalık dönemini geçmiş, sıra gelmiş ustalık dönemine…
‘’Hayat tecrübesi denilen … şeyin,insanın belirli bir yaşa geldikten sonra, ikiyüzlülükleri, alavere dalavere numaralarını hiç zorlanmadan yapıvermesi, sonra da pişkinlikle hiçbir şey olmamış gibi davranabilmesi olduğunu’’ bilirsiniz…
Hiçbir özel dikkat göstermeden öldürdüğümüz zamanla başlar katillik mesleğimiz…
Öyle olsaydı, doğal afetlerden sonra ve savaşlarda tecavüz, yağma, her türlü vahşet olmazdı (kulak, burun vs… kesmeleri olmazdı.)
Ölüye saygıdan bahsedenler, bu saygıyı kendileri için geçerli kılmıyorlar…
Ama Kahramanmaraş katiline gelince ölüye saygı savunma aracı oluyor…
Büyükler çeker mi
Büyüklük özlemini?
Bu nasıl bir psikoloji?
‘Güneş dil’ öteler diğerini
Büyüklük hacimde mi?
Güneş zayıfları öteler mi?
Bu günlerde Dünya Bankası
Belli ki para ödeyecek
medya
gerçek haykırıyor gerçek
‘’Bekçi Murtaza’’ gibi
o da payını hak edecek.
Fazla geriye gitmeden, 1970’lerden sonraki Türkiye’nin ekonomik sorunlarına bir göz atmamız bile, bugün Anayasa oylaması konusunda nasıl tavır almamız gerektiği konusunda bize sağlam ipuçları verecektir.
60 anayasasını tanıdığı kısıtlı haklarla bile, 60-70 arası işçi ve emekçi kesimi ekonomik ve sosyal haklar mücadelesinde belli ilerlemeler kaydetti.
Sermaye birikiminde bol karlara alışan tekelci sermaye çevreleri karlarından taviz vermek istemeyince sık sık sıkıyönetim ve değişik baskılarla sınıf mücadelesinin önünü tıkamaya çalıştılar… (o günleri yaşayanların çoğu bunları bilir. Sadece hatırlatmak amacıyla yazıyorum.)
1970’lerde ard arda kurulan MC (Milliyetçi Cephe) hükümetleri gibi… Buna karşı 15-16 haziran olayları gibi işçi direnişleri de bütün bu baskılara karşı, egemen güçlerin rahatça oyun oynamalarına izin vermedi…
Ardında 24 Ocak kararları gibi ekonomik kararlar alındı, o zamanın sınırlı demokrasisine rağmen bu kararları da uygulamak kolay olamadı. Kararları uygulamak için ülke çapındaki olağanüstü hal tedbirleri bile sökmedi…
Uluslar arası sermayenin temsilcilerinde o zamanın Mersedes şirket yetkilisi İstanbul’un ünlü otellerinden birinde işverenler ve Hükümet temsilcileriyle yapılan toplantıda, konuşmalarını hatırladığım kadarıyla aktarmak istiyorum:
Büyük adam ‘’susun! ’’ dedi
‘’Bu sorunu ben çözeceğim’’
Büyük adamın sözüne güvenildi
Koyunun kasabına güvendiği gibi…
Böyle gerektiriyormuş demokrasi.




-
Hasan Ateş
Tüm YorumlarSevdiğimiz bir abimiz kendisi. Bir grupta yayınladığı şiiriyle tanıdım kendisini. Mizahı kullanır şiirlerinde, bununla birlikte duygusal şiirleri de yok değildir. Popüler şiirleri de var, güzel tabi. Ayriyeten grup da kurdu sağolsun, ne de olsa mizah seviyoruz.