Alev, ateş sardı tüm dünyamı yanıyorum
Ağla gözlerim ağla virane oldu bağım
Heyhat ne ömrüm kaldı, ne sabrım, ne takatim
Ne çabuk geldi geçti benim gençlik çağım
Ağla gözlerim ağla rahat değil yüreğim
Seni tüm göğe tüm bulutlara anlatım
Kurak, çorak topraklara yağmur, kar yağdı
Seni tüm güllere, çiçekler anlattım
İnan gün en güzel gün, bağ en güzel bağdı
Seni toprağa anlatım bereket yağdı
Bir zeytin ağacı ekmeliyim, ansızın çaldığın gönül kapısına
Adı barış ağacı
Ömrü bin yıllık olan
Ama
Yeryüzünde
Savaşlardaki ölüm korkusu
Daha çok yürüyecek bir yolum, özlediğim günler var
Devrime olan özlemimdendir
Derdimi efkârıma gizledim
Gülümseyerek
Yürüyorum
Yaşanmışlıklarım
Dert
Ölüme alıştık
Acılarla tanıştık biz
Her gecenin sabahında
Kapılarımızı kırıp hanemize girenler var
Kardır-kıştır şu dağlar yol vermiyor
Yavrum çok hasta, yüzü hiç gülmüyor
Hep acı, dert içinde kıvranıyor
Zalim kaymakam araç yollamıyor
Yorgun dizlerim dayan daha dayan
Zor kış gitti buz eridi
Güneş güldü çiçeklerle
Kadim Nevroz çok güzeldir
Sular aktı vadilere
Kadim Nevroz bize umut
Geldi, geçiyor şu kısa ömür
Seneler, günler tükeniyor
Hep karda, boranda kaldım
Asla, bana hiç gün doğmuyor
Tez gel sevdiceğim, ne olur
Güneşi, mehtabı, yıldızları anımsatan bakışın
Yağmursuz geçen kurak mevsimde
Suyun toprağa
Toprağın suya olan
Hasrete dönüşmeden
Bende
Vakt-i seherde yaktığım
Coşup akan dert öyküsü
İçi vahlarımla dolu
Ömrümün hazin türküsü
Yurdundan göç eden gönlüm




-
Ümmü Eymen
Tüm Yorumlarhakikaten duygu dolu ders verici nitelikte bir şiir, kutlarım.