Solmadan mendilimin gül oyası
Rüzgâr gibi tozup gittniz yıllar.
Dökülmeden tenimin doğal boyası
Kaportamı çizip gittiniz yıllar.
Beni yok saymayın,
Ben varım
Ve işte burdayım.
Buraya yalçın dağları aşarak geldim,
Sular seller gibi coşarak geldim
Duman kokuyor bulutlar,
Denizin yüzü kül rengi…
Şarap kızılı beyaz lale,
Veda ediyor umuda,hayale.
Ağaçlar keskin bir tuz,
Bir yolculuk var, görünüyor fakat;
Hangi yılın hangi ayı bilinmez.
Bunu engellemeye yetmez takat,
Silinse her şey,kul hakkı silinmez.
Dayan kalbim birazcık daha dayan,
Şimdiye kadar ben
Hayata yüktüm.
Şimdi hayat bana yük;
Çünkü gölgem
Boyumdan büyük.
Yürüyorum ben tozlu topraklı yollardan
Altın sarısı başaklar…
Bereket yüklü tarlalardan.
Ne zaman bu yollardan geçsem
Bir üveyik sesi yankılanır dağlarda.
Yürüyoruz
Yabanıl otların arasından,
Ürkek bir tavşan gibi bakıyor zaman.
Açmış mağaralar ağızlarını kocaman.
Boğuldu denizde balıklar
Akın akın sahilde kalabalıklar…
Ben hiç kimselere yük olmayacağım,
Kendi mezarımı kendim kazacağım
Hiç kimseciklere benzemeyeceğim
Kendi destanımı kendim yazacağım.
Çağlayan idi benim son durağım
Aylar geçti,neden kalkmaz yasağım?
Şimdi o nazlı yardan çok uzağım
Zalim, ayırdın beni nazlı yârdan!
Yakıp savurdun külümü yellere




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!